Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2011/11209 E. 2012/505 K. 24.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11209
KARAR NO : 2012/505
KARAR TARİHİ : 24.01.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesi taraf vekillerince, incelemenin duruşmalı olarak yapılması ise davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davacı ve davalı adına gelen olmadı. Dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Kamulaştırma Yasası’nın 15.maddesinin son fıkrasında, bilirkişilerce -aynı yasanın 11.maddesinin (f) bendi hükmü gözetilerek- yapılacak değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği günün (10.02.2010 dava tarihi) esas tutulacağı öngörülmüştür. Buna göre dava tarihi olan 2010 yılına ait verilerin esas alınarak kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi gerekirken, bilirkişi kurulunca henüz 2010 yılına ait verilerin oluşmadığı gerekçesi ile taşınmazın değerlendirilmesinde 2009 yılı verileri esas alınarak belirlenen m² değerine ÜFE endeksi uygulanarak 2010 yılı değerine ulaşılmış olması,
2-Kamulaştırma Yasası’nın 11. maddesinde, arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerinin tespit edilmesi ve aynı maddenin son fıkrasında taşınmazın irtifak hakkı tesisinden önceki değeri ile irtifak hakkı tesisinden sonraki değeri arasındaki fark bulunarak kamulaştırma bedeli belirlenir. Bu durumda mahkemece, taşınmazın açık tarım arazisi olarak değerlendirilip mutat ürünlerin münavebeye esas alınması gerekirken, dava konusu taşınmaz üzerinde nar ve mandalina ağaçlarının bulunmadığı dosyadaki tüm bilgi ve belgelerden anlaşıldığı halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda çevrede nar ve mandalina yetiştirildiği düşüncesi ile nar ve mandalina ağaçlarının münavebeye alınarak kamulaştırma bedelinin belirlenmesi,
3-Dava konusu taşınmazın dosyaya getirtilen tapu kaydında yüzölçümü 22.500 m² olarak belirtildiği halde kamulaştırma evrakında ve bilirkişi raporlarında 27.500 m² olarak değerlendirildiğinden yeniden dava konusu taşınmaza ait tapu kaydı getirtilip yüzölçümü yönünden çelişkinin giderilmesi, bundan sonra yüzölçümünün 22.500 m² olduğu belirlendiği takdirde bu hususta bilirkişi kurullarından ek raporlar alınması gerektiğinin düşünülmemesi,
4-Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, kamulaştırmayı yapan idare tarafından Kamulaştırma Yasası’nın 4650 sayılı Yasa ile değişik 8. maddesi hükmüne uygun biçimde taşınmaz mal sahibine uzlaşma konusunda yönteme uygun çağrı yapılmadan bu dava açılmışsa da, yapılan yargılama sırasında duruşmalara katılan davalı vekili Kamulaştırma Yasası’nın 27. maddesi gereğince belirlenen kamulaştırma bedelini kabul etmediğini, bedelin az olduğunu beyan etmiş, mahkemece de bilirkişi incelemesi yaptırılarak taşınmazın değerinin belirlendiği anlaşılmıştır. Bu durumda yargılama sırasında vekille temsil edilen davacı yararına avukatlık ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözönünde bulundurulmaması,
5-Davanın niteliği gereği davada kendisini avukat ile temsil ettiren davalı yararına da maktu tarifeler üzerinden avukatlık ücreti verilmesi gerektiğinin dikkate alınmamış olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda sözü edilen eksiklikler giderilerek açıklamalar doğrultusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 24.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.