YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12725
KARAR NO : 2012/14595
KARAR TARİHİ : 13.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … dava dilekçesinde, oğlu …’ın adının “…” olarak değiştirilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı eşi … vekili tarafından temyiz edilmiş, temyizin süreden reddine dair karar da davacının eşi … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dava küçük …’ın adının … olarak düzeltilmesi istemine ilişkin olup, anne … tarafından imzalanan dava dilekçesi ile baba …’ın adı da davacı olarak yazılmak suretiyle açılmıştır. Baba … tarafından usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı, yargılama aşamasında davaya katılmadığı ve icazetinin de bulunmadığı, gerek dava dilekçesi gerekse mahkeme kararının davada menfaat çatışması bulunan eşi …’a tebliğ edildiği anlaşıldığından kararı temyiz eden …’a yapılan mahkeme kararı tebligatı usulsüz olup, temyizin süresi içerisinde olduğu anlaşılmakla, mahkemenin 13.09.2012 gün 2012/105-231 sayılı temyizin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, evliliğin devamı sırasında eşlerden birisi tarafından, nüfus kaydının düzeltilmesi istenilen küçüğe velayeten açılmış, mahkemece, diğer eşin katılması veya icazeti aranmadan davaya bakılıp kabulüne karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 336 ncı maddesinde, (eşlerden herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmadan) evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın, velayeti birlikte kullanacağı öngörülmüş ve 342 nci maddesinde de anne ve babanın çocuğu velayetleri çerçevesinde temsil edecekleri ilkesi yine ayırım yapılmadan getirilmiştir.
Emredici nitelikteki bu yasa kuralı evlilik birliği içerisinde velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden de geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir. Diğer eşin katılımının veya rızasının sağlanamadığı davanın ise reddi gerekir.
Bu bakımdan mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için mehil verilip, tarafların göstereceği kanıtlar toplanıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eşlerden birisinin istemi ile yetersiz araştırma ve eksik inceleme yapılarak davanın esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 13.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.