Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2013/7210 E. 2013/10025 K. 10.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7210
KARAR NO : 2013/10025
KARAR TARİHİ : 10.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın yol olarak terkini istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 10.maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin tespiti ile taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki;
1-Ülkemizde zeytin üretiminin en çok yapıldığı Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde dekarda zeytin veriminin genelde ortalama 400-500 kg civarında olduğu, yıllardır Yargıtay’a gelen kamulaştırma dosyalarından bilinmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda zeytinde verimin 700 kg üzerinden değerlendirme yapıldığı belirtilmiş ise de, ülke genelinde geçerli ortalama miktarın dikkate alınması ve böylece en fazla 500 kg verim miktarına göre hesaplama yapılıp bedel tespit edilmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması,
2-2942 sayılı Yasanın 4650 sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca bilirkişi kurulu, arazi niteliğindeki taşınmaz malın kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak düzenleyeceği raporda, bedelin tespitinde etkili olacak bütün nitelik ve unsurları ve her unsurun ayrı ayrı değerini belirtmek suretiyle ve ilgililerin de beyanını dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit etmelidir.
Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında ise özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede münavebeye alınacak ürünler için dekar başına elde edilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğü verilerinin esas alınması aranmaktadır.
Dosya içerisinde yer alan gıda, tarım ve hayvancılık ilçe müdürlüğünün 10.04.2012 tarihli yazısında 2011 yılı zeytin fiyatının ortalama 1,55 TL olmasına rağmen bilirkişi kurulunca gerekçe gösterilmeksizin 2,00 TL olarak alınmış olması,
3-Dava konusu taşınmazın deniz kıyısına yakın olması nedeniyle deniz turizmi, kaz dağları eteklerindeki düzlükte ve astım hastalarının yararlandığı oksijeni bol olan bölgede olması, ayrıca termal su kaynakları konaklama tesislerine çok yakın mesafede yer alması, kara ulaşımı güzergahında olması gibi hususların tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın değerinde en fazla %25 oranında objektif değer artışına neden olabileceği düşünülmeden, %30 oranında objektif değer artışı uygulayan bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulmuş olması,
4-Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tesciline ilişkin davaların niteliği gereği, kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.