YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9536
KARAR NO : 2013/10038
KARAR TARİHİ : 10.06.2013
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Dava dilekçesinde, itirazın iptali ve %40 icra inkar tazminatı istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili tarafından Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan dava dilekçesinde; davalılardan …’nın davacı üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik ve Sağlık Hizmetleri Bölümü’nde 2010-2011 akademik yılında başarılı olduğunu, 2010 yılı dikey geçiş sınavı neticesinde burslu olarak öğrenim görmeye hak kazandığını, davalının bir akademik dönem öğrenim görüp akabinde kaydını sildirdiğini, burs karşılığı imzalamış olduğu zorunlu hizmet sözleşmesi hükümleri uyarınca öğrenim gördüğü güz döneminin ücretini ödemekle yükümlü olduğunu, borçluya ve kefiline karşı, 2010-2011 akademik yılı güz dönemi öğrenim ücreti olan 8.000,00 TL nin zorunlu hizmet sözleşmesinin imza tarihi olan 06.09.2010 tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile tahsili için Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2011/8135 sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazları ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiş; Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesince, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dosya Tüketici Mahkemesine gönderilmiş, Tüketici Mahkemesince, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin, özellikle; 06.09.2010 günlü “Zorunlu Hizmet Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin incelenmesinden; davalı …’nın Başkent Üniversitesinden “burs aldığı öğrenim süresi kadar” mecburi hizmet yapmayı, taahhüdünü ihlal ettiği takdirde, öğrenim süresince üniversitenin sağladığı öğrenim ücretlerini sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte üniversiteye ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, diğer davalı …’nın ise, sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzalamış olduğu, davalı …’nın bir dönem öğrenim gördükten sonra kaydını sildirerek sözleşmeyi ihlal ettiği anlaşılmaktadır.
4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde; “Bu Kanun, 1 inci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde; “Mal:Alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, ; “Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti” ifade eder. Sağlayıcı ise; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye hizmet sunan gerçek veya tüzel kişileri,” kapsar. Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder. Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Somut olayda, davacının 4077 sayılı Kanunun 3/f ve g fıkralarında tanımı yapılan “satıcı” veya “sağlayıcı” tanımına girmediği, sözü edilen sözleşmenin taahhütname niteliğinde olduğu, bu sebeple de uyuşmazlığın Borçlar Kanunu genel hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığına göre, davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu gözetilerek mahkemece asliye hukuk mahkemesinde bakılmak üzere davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davaya bakılıp işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.