YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11434
KARAR NO : 2014/13430
KARAR TARİHİ : 29.09.2014
Davacı … ile davalı … vd. aralarındaki kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı olarak taşınmaz bedelinin tahsili davasına dair …Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 19.11.2012 günlü ve 2011/592-2012/492 sayılı hükmün bozulması hakkında Dairece verilen 24.02.2014 günlü ve 2013/16414-2014/3054 sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Bu isteğin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekilinin karar düzeltme dilekçesi ile eklerinin ve tüm dosya kapsamının yeniden incelenmesi sonucunda,
11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun değiştirilen Geçici 6. madde ve 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Yasaya eklenen Geçici 2. maddede; Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan taleplere ilişkin düzenlemeler getirilmiştir.
Yukarıda belirtilen Geçici 6. madde uyarınca; malik olan kişilerin taşınmazlarına fiilen el konulması nedeniyle isteklerini belirterek (nakdi ödeme, idareye ait taşınmazın trampası, idareye ait taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tanınması veya imar mevzuatı çerçevesinde başka bir yerde imar hakkı kullandırılması) öncelikle idare ile uzlaşma yoluna başvurması 1. fıkrasında dava şartı olarak kabul edilmiş, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte henüz kesinleşmeyen davalarla ilgili ise 10. fıkrasında uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilecekleri, uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar davanın bekletileceği, uzlaşılamaması hâlinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edileceği öngörülmüştür.
Dava konusu somut olay incelendiğinde, kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat davasının yukarıda açıklanan yasa maddesinin yürürlüğe girmesinden önce 17.10.2011 tarihinde açıldığı ve dava tarihi itibariyle uzlaşmaya başvurulduktan sonra dava açılmasını dava şartı sayan ve yukarıda açıklanan yasa maddesinin yürürlükte olmadığı ve yasanın yürürlüğe girdiği tarihte derdest olan davalarla ilgili olarak uzlaşma yoluna başvurulması isteğe bağlı olduğundan ve
yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay içinde kullanılacak bu hakka ilişkin
sürenin geçtiği de dikkate alındığında; Dairemizce uzlaşma yoluna gitmek üzere ilgili idareye başvuru şartı yerine getirilmeden dava açılması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi yönünde yapılan bozma kararının, bozma kararından sonra yürürlüğe giren yukarıda açıklaması yapılan yasal düzenleme karşısında kaldırılması ancak bu kez aşağıda yazılı nedenlerle bozma yapılması gerektiği anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 29.04.2013 gün ve 2013/2843-7350 sayılı bozma kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma ile hükme esas olunan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki;
1-Dosya içindeki bilgi ve belgelere, özellikle fen bilirkişisinin 02.05.2012 tarihli rapor ve krokisine göre; dava konusu taşınmazlardan, 1 numaralı parselin A-B1-C1-B2-C2; 2 numaralı parselin E-H-G; 3 numaralı parselin J1-J2-C1-B2-C2; 4 numaralı parselin ise P ve R harfi ile gösterilen bölümlerine orta refüj, asfalt yol ve kaldırım yapılmak suretiyle fiilen el atıldığı, kalan kısımlara ise fiili el atma bulunmadığı; mahkemece tüm fiili ve hukuki el atmalar nedeniyle (… sorumlu tutularak) taşınmazların tamamının (sadece 3 numaralı parselin J3 ve K2 bölümleri hariç) bedeline hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Taşınmazların fiilen el atılmayan bölümleri yönünden yapılan incelemede;
Dava konusu taşınmazlardan 1-2 ve 4 numaralı parseller imar planında park alanı ve yolda, 3 numaralı parsel ise konut alanı, yol ve park alanında kalmakta olup taşınmazların hukuki el atma kabul edilen bölümleri yönünden, fiilen el atılan kısımlarla bağlantılı olarak proje bütünlüğünden söz edilemeyeceğinden bu bölümler için, davacının mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamanın dava konusu taşınmazların genel ve düzenleyici bir işlem olan imar planıyla kamu hizmetine özgülenmesinden ve bu planda öngörülen kamulaştırma işlemlerinin zamanında yapılamamasından kaynaklandığının kabulü ile idari işlem ve eylemden doğan zarara ilişkin davanın Uyuşmazlık Mahkemesi kararı ve 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun değiştirilen Geçici 6. maddesinin 10. fıkrasında “Uygulama imar planında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulanmasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.” hükmü uyarınca idari yargıda açılması gerektiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca bu kısımlara yönelik davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Taşınmazların fiilen el atılan bölümleri yönünden yapılan incelemede ise;
Dava konusu taşınmazlar üzerinde fiilen el atıldığı yukarıda açıklanan kısımlara fiili el atma şekilleri ve idarelerin sorumluluk alanları dikkate alınarak el atmayı yapan idarenin sorumluluğu da açıkça ve kesin olarak belirlendikten sonra bu bölümler yönünden kamulaştırmasız el atma bedelinin tespiti ile bu kısımların idare adına tesciline karar verilmesi gerekirken davalı idarelerin sorumlulukları açısından eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilmiş olması,
2-11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun değiştirilen Geçici 6. maddesinin 7 ve 13. fıkralarında getirilen “Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.” ve “…. bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır.” düzenlemeleri karşısında maktu vekalet ücreti takdir edilmesi ve karar ve ilam harcının da maktu olarak alınması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde düzeltme isteyene iadesine, 29.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.