YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14140
KARAR NO : 2014/14654
KARAR TARİHİ : 23.10.2014
MAHKEMESİ : Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/03/2012
NUMARASI : 2010/107-2012/208
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin 1. fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın dava tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde bir tespit yapılmamış olduğu halde, bilirkişi kurulu raporunda, taşınmazın bulunduğu mevkide devlet eliyle oluşturulmuş sulama alt yapısının olmadığı, değişen ve modernleşen tarımsal sulama politikaları ile devlet destekli tarımsal sulama projeleri sonucunda DSİ sulama imkanlarının olmadığı alanlarda da sulama imkanlarının doğduğu, bölge çiftçisinin DSİ sulama alanları dışında kalan tarım arazilerinde kapalı sistem damla sulama sistemi tesis ederek derin kuyu sondaj izinleri alarak veya parsel başlarına havuz yaparak TEDAŞ dan tarımsal elektrik abonelik izni alabildikleri şeklinde soyut açıklamalar ile sulu kabul edilmiş ise de, sulama kaynağının ne olduğu açıkça gösterilerek sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yapılan sulamanın taşınmaz üzerinde bulunan derin kuyudan mı sağlandığı, başkasının taşınmazındaki bir kuyudan yapılıyor olması durumunda bu sulamanın daimi ve geçerli kabul edilebilmesi için kaynak üzerinde dava konusu taşınmaz lehine bir mükellefiyet kurulmuş olması gerektiğinden bu hususun varlığı ve suyun yeterliliği vb. gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden, pompalama veya damla sulama yöntemi ile yapılan bir sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden taşınmazı sulu kabul eden bilirkişi kurulu raporuna dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın sulu yada kuru tarım arazisi olup olmadığı kesin olarak belirlenip sulu arazi olduğunun tespiti halinde sulu taşınmazlar için uygulanacak münavebe planı ve münavebeye alınacak ürünlere ait gıda tarım ve hayvancılık ilçe müdürlüğünün dava tarihinde sulu taşınmazlardaki ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatı dikkate alınarak, kuru taşınmaz olduğunun anlaşılması halinde kuru atarım arazilerindeki münavebe planı ve münavebeye alınacak ürünlere ait gıda tarım ve hayvancılık ilçe müdürlüğünün dava tarihinde kuru taşınmazlardaki ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatı dikkate alınarak %6 kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle değerlendirme yapan ek rapor alınıp davacının kazanılmış hakkıda dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken yukarıda açıklanan ilkelere uygun düşmeyecek şekilde hazırlanan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.