YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6520
KARAR NO : 2015/10802
KARAR TARİHİ : 22.06.2015
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı olarak … İli … İlçesi … Köyü … parsel sayılı taşınmaz bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı taşınmazdan geçirilen çift sulama kanalının tek kanala indirilmesini ve parsel sınırına çekilmesini talep etmiş, mahkemece iç kısımda kalan kanaletin kâl’ine, diğer kanal yönünden ise istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece; 13.06.2007 tarih 2006/742-2007/687 sayılı kararı ile taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18.01.2012 tarih ve 2011/18209 esas ve 2012/345 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda kanaletlerden biri yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer kanaletin ise kâl’ine karar verilmiştir.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’un 8.maddesi uyarınca sulh hukuk mahkemesi, iflas davalarıyla vakfa ilişkin davalar hariç olmak üzere mamelek hukukundan doğan değer veya miktarı beşmilyar (dava tarihi itibariyle 5490,00 TL) lirayı geçmeyen davalara bakmakla görevlidir.
Dosya arasındaki tüm bilgi ve belgeler ve özellikle 22.01.2014 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, davacının ,davaya konu taşınmazdan kâl’ini istediği kanalet nedeni ile müdahale edilen taşınmazın 990 m²yüzölçümünün olduğu ve değerinin 10.732 TL olduğu, mahkemece açıklanan bilirkişi raporuna atıf yapılarak hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
Buna göre taşınmaza el atmanın önlenmesi ve kâl istemi ile açılan davada el atılan taşınmaz kısmının dava tarihi itibariyle değeri esas alınarak görevli mahkemenin tesbiti gerektiği ve açıklanan bilirkişi raporuna göre el atılan taşınmazın değerinin dava tarihi itibariyle mahkemenin görev sınırının üzerinde ve görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkemece bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, mahkemelerin görevine ilişkin hususlar kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir ve görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Açıklanan
nedenlerle görev yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.