YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12261
KARAR NO : 2016/2758
KARAR TARİHİ : 29.02.2016
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir,
Ancak;
1-Sanık hakkında açılan asıl ve birleşen dosyaların incelenmesinde, suç tarihi 17.05.2010 olan birleşen dosyada 21.07.2010 tarihinde iddianamenin düzenlemesi ile hukuki kesintinin gerçekleşmesi karşısında, sanık hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması yerine, TCK ‘nın 43. maddesi uyarınca uygulama yapılması,
2-Sanık hakkında aynı mahalde birbirine çok yakın bulunan iki ayrı işyerinde aynı gün yapılan aramalar nedeniyle her bir işyeri yönünden ayrı dava açıldığı ve her iki dava dosyalarının birleştirilmesine karar verilmesi karşısında, sanığın tek eylemden sorumlu tutulup 5846 sayılı Kanuna aykırılık suçu nedeniyle bir kez cezalandırılması yerine hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin birinci fıkrası gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,
3- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 08/04/2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 sayılı kararında açıklandığı üzere, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında suçun mağdurunun doğrudan eser sahipleri olmayıp toplum olduğu cihetle, mahkemenin 15.12.2011 tarih, 2011/248 Esas ve 2011/440 karar ve 25.01.2011 tarih, 2010/405 Esas ve 2011/8 karar sayılı birleşen dosyalarının ve UYAP ortamında yapılan araştırmada benzer eylem nedeniyle sanık hakkında…. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 09.04.2013 tarih ve 2010/424 Esas, 2013/83 sayılı kararı ile verilip aynı gün incelemesi yapılan ve bozulmasına karar verilen Dairemizin 2015/12599 Esasında kayıtlı olan dava dosyasının da mevcut bulunduğunun anlaşılması karşısında,
Anılan dosyanın getirtilip incelenerek birleştirilmesi, suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek suretiyle, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu,
4-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 29.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.