YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13753
KARAR NO : 2016/17197
KARAR TARİHİ : 03.05.2016
MAHKEMESİ : Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizin de benimsediği 08/04/2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 karar sayılı kararında açıklandığı üzere, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında suçun mağdurunun doğrudan eser sahipleri olmayıp toplum olduğu ve suça konu eserlerle ilgili olarak şikayet bulunmasının da durumu değiştirmeyeceği cihetle; sanık … hakkında 14/07/2009 tarihli eyleminden 10/08/2011; 20/08/2009 tarihli eyleminden 03/08/2012 tarihli iddianamenin düzenlenmesi ve ayrıca … Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 09/05/2013 tarih ve 2012/341 Esas- 2013/271 sayılı kararı ile verilip aynı gün incelemesi yapılan ve bozulmasına karar verilen Dairemizin 2015/13673 Esasında kayıtlı olan dava dosyasında ise 29/07/2009 tarihli eyleminden 17/08/2011 tarihli iddianeme ile kamu davasının açılması; sanık … hakkında ise, 14/07/2009 tarihli eyleminden 24/12/2010; 20/08/2009 tarihli eyleminden 24/08/2010 tarihli iddianame ile kamu davasının açılması ve hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetildiğinde;
a) Sanık …’nin eylemlerinin zincirleme suç oluşturduğu gözetilerek TCK’nın 43/1. maddesi uygulanarak bir kez ceza tayin edilmesi gerekirken, iki eylemden dolayı ayrı ayrı ceza tayin edilmesi,
b) Sanık … yönünden ise, anılan dosya getirtilip incelenerek mümkünse birleştirilmesi, suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu,
2- Kabule göre de;
a- 5237 Sayılı TCK’nın 44. maddesinde “işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır” hükmüne yer verilmesi, bir fiilden kastedilenin sanığın hareket veya hareketlerinin bir sonucu elde etmeye (bir suçu işlemeye) yönelik olması, bu nedenle de fiilde birden fazla hareketin bulunabilmesi karşısında; 2011/198 ve 2011/279 Esas sayılı dosyalar yönünden 1512 adet sahte bandrollü 118 adet bandrolsüz kitap; 2012/676 ve 2011/338 esas sayılı dosyalar yönünden 417 adet sahte bandrollü 3 adet bandrolsüz kitap sattığı tesbit edilen sanıkların eyleminin TCK’nın 44. maddesi aracılığıyla 5846 sayılı Kanun’un 81/9. maddesine uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
b- Bandrol yükümlüğüne aykırılık suçları yönünden TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilmeden yazılı biçimde uygulama yapılması,
c- Hapis veya adli para cezasını seçenek yaptırım olarak öngören hallerde de suçlunun kişiliği dikkate alınacak ve bu bakımdan da failin geçmişi,sosyal ilişkileri,fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri ve ekonomik durumu göz önünde bulundurularak cezalardan hangisinin tercih edildiği belirtilecektir.
Bu kapsamda, 5846 sayılı Kanun’un 71/1. maddesi uyarınca sanık … hakkında ceza tayin edilirken ”Bandrolsüzlük eyleminin cezası hem hapis hem paradır. Bu yüzden suçların içtimaına göre ceza tayin edilirken 5846 sayılı Kanun’un 71. maddesindeki seçimlik cezalardan para cezasının tercih edilmesi mümkün değildir. Çünkü içtimaya dahil olan 5846 sayılı Kanun’un 81/4. maddesinin yaptırımı olan hapis cezası yok edilemez” şeklinde kanuna aykırı ve yerinde görülmeyen gerekçeyle seçimlik cezalardan hapis cezasının tercih edilmesi,
d- Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E, 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
e- 2011/338 ve 2012/676 Esas sayılı dosyalarda şikayetçilerin hak sahipliği belgelerini süresinden sonra sunduğu gözetilmeden, anılan meslek birliklerinin davaya katılmasına karar verilip lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 03/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.