YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/15512
KARAR NO : 2018/10142
KARAR TARİHİ : 10.10.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
…, …San. A.Ş. ve… San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin şikayeti üzerine alınan arama kararına istinaden olay günü sanığa ait … isimli işyerinde yapılan denetimde, 64 adet sahte bandrollü olduğu düşünülen kitaba incelenmek üzere el konulması ve 61 adet kitabın orijinal olduğunun tespit edilmesi üzerine sanığa iade edilerek 27.12.2012 tarihli bilirkişi raporuna göre sahte olduğu belirlenen 3 adet kitabı satışa arz etmek suretiyle üzerine atılı suçu işlediği iddiasıyla sanık hakkında kamu davası açılması, sanığın aşamalardaki savunmalarında, suça konu kitapların orijinal olduğunu belirtmesine karşın 30.000 adet orijinal kitap içerisinden 3 tane kitap alındığını ve sahte ürün olduğunun farkına varmasının mümkün olmadığını belirterek, üzerine atılı suçu kabul etmediğini beyan etmesi ve 11.02.2013 tarihli bilirkişi raporunda, suça konu düşüncenin iyileştirici gücü isimli eser üzerinde bulunan orijinal bandrolün pozitif gücün büyüsü isimli eser için temin edildiği, rehine ve gözlerini sımsıkı kapat isimli eserler üzerinde bulunan orijinal bandrollerin ise hangi eser için alındığının tespitinin yapılamadığının belirtilmesi karşısında, ele geçirilen bandrolsüz kitapların sayısı, sanık savunması ve bilirkişi raporu dikkate alınarak, sanığın suç kastı ile hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
1- Soruşturma aşamasında alınan 27.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda, suça konu 3 adet kitabın sahte olduğu belirtilmesine karşın, 11.02.2013 tarihli bilirkişi raporunda, suça konu düşüncenin iyileştirici gücü isimli eser üzerinde bulunan orijinal bandrolün pozitif gücün büyüsü isimli eser için temin edildiği, rehine ve gözlerini sımsıkı kapat isimli eserler üzerinde bulunan orijinal bandrollerin ise hangi eser için alındığının tespitinin yapılamadığının belirtilmesi karşısında, raporlar arasındaki çelişkinin suça konu kitapların üzerinde bulunan bandrollerinin sahte, orijinal ya da usulüne uygun biçimde temin edilerek başka bir eser üzerine tatbik edilmiş olup olmadığı hususlarının tespit edilerek giderilmesi ve 5846 sayılı Kanun’un 75. maddesi gereği eserler üzerinde manevi ve mali hak sahibi kişilerin şikayet haklarını kullanabilmelerini sağlamak amacıyla durumdan haberdar edilerek yasal sürede şikayet hakkı bulunanlardan biri ya da bir kısmı tarafından şikayette bulunulması ve hak sahibi olunduğunun ispatlanması halinde tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın eyleminin hukuki nitelendirmesinin yapılması gerekirken, şikayetçiler vekilinin dava konusu materyaller ile ilgili olarak 6 aylık yasal şikayet süresi içerisinde hak sahipliğine ilişkin hukuken geçerli belgeleri ibraz etmediği de gözetilmeden, 5846 sayılı Kanun’un 71/1, 81/13. maddeleri uyarınca hüküm kurulması ve anılan meslek birliği ile şirketlerin davaya katılmalarına karar verilip lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi,
2- Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak, BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.