Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2015/17688 E. 2016/18983 K. 02.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/17688
KARAR NO : 2016/18983
KARAR TARİHİ : 02.06.2016

Karşılıksız çek keşide etme suçundan şüpheli… – … Tic. Ltd. Şti. hakkında yürütülen soruşturma evresi sonucunda, …Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09/07/2014 tarihli ve 2014/1327 soruşturma, 2014/761 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulüne ve soruşturmanın genişletilmesi talebiyle soruşturma evrakının …Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine ilişkin …2. Sulh Ceza Hakimliğinin 16/10/2014 tarihli ve 2014/905 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 09/09/2015 gün ve 59827 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/10/2015 gün ve KYB. 2015-316711 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
…2. Sulh Ceza Hakimliğince itirazın kabulü ile soruşturmanın genişletilmesi için evrakın …Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’un 71. maddesi ile değişik 173/3. maddesinde yer alan, “Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder…” şeklindeki düzenleme karşısında, soruşturmanın genişletilmesi kararı verilmesi sebebiyle Cumhuriyet savcılığından talep edilen hususlarla ilgili eksiklikler giderildikten sonra itirazla ilgili bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, bu yapılmadan itirazın kabulüne ve soruşturmanın genişletilmesine yönelik olarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itirazı düzenleyen CMK.’nın 173. maddesi ” (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./71. md) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./26.mad) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. (5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu Madde hükmü uygulanmaz. (6) İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan sulh ceza hâkimliğinin bu hususta karar vermesine bağlıdır.” şeklindedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 04/12/2007 tarih 2007/2-247 esas 257 sayılı kararı ile 28/04/2009 tarih 2009/6-35 esas 103 sayılı kararında da belirtildiği üzere; CMK.’nın 173/3. maddesinin ” (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./71. md) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir;….” hükmü ilk bakışta, lafsen yorumlandığında, itiraz mercii Sulh Ceza Hakimliğinin kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görmesi halinde dosyayı Cumhuriyet Savcısına iade etme yetkisinin bulunmadığı sonucuna varılabilir. Ancak, itiraz merciince eksik soruşturma yapıldığının tespit edilmesi halinde mercii tarafından ne şekilde karar verileceği hususunun CMK.’nın soruşturma evresine ilişkin diğer maddeleri de göz önüne alınarak çözümlenmesi yerinde olacaktır.
5271 sayılı CMK.’nın 160. maddesinde Cumhuriyet Savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı ve maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olacağı, 161. maddesinde Cumhuriyet Savcısının görev ve yetkileri, 170. maddesinde de kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirileceği düzenlenmiştir.
CMK.’nın 171. maddesinde Cumhuriyet Savcısının kamu davasını açmada takdir yetkisi düzenlendikten sonra, hangi hallerde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verileceği CMK.’nın 172. maddesinin “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.(2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. (3) (Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./19. md) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.” hükmü ile açıklanmıştır.
03/02/2012 tarih ve 28193 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6273 sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla değişik 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5/1. maddesinin “(1) (Değişik fıkra: 31/01/2012 – 6273 S.K/3. md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılması hâlinde, altı ay içinde hamilin talepte bulunması üzerine, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi hakkında, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da çek hesabı sahibinin yahut talepte bulunanın yerleşim yeri Cumhuriyet savcısı tarafından, her bir çekle ilgili olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilir. Bu fıkra hükmüne göre çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı, karşılıksızdır işlemine tabi tutulan çekin düzenlenmesi suretiyle dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka bir suçun işlenmesi hâlinde de verilir.” hükmü ile çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkındaki cezai sorumluluk, idari yaptırım sorumluluğuna dönüştürülerek, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi hakkında Cumhuriyet Savcısı tarafından idari yaptırım niteliğinde “çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı” kararı verilebileceği öngörülmüştür.
Somut olayda, karşılıksız çek keşide etme eylemi nedeniyle şikâyet dilekçesi verilmesi üzerine, Cumhuriyet Savcısının dilekçede belirtilen iddialara karşın,“…karşılıksız çek keşide etme eyleminin suç olmaktan çıkarıldığı ve kabahate dönüştürüldüğü…” gerekçesiyle verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının, CMK. kapsamında etkin bir soruşturmaya dayandırılmadan, yetersiz araştırmaya dayalı olarak verildiği anlaşılmaktadır.
Cumhuriyet Savcısı tarafından maddi gerçeğe ulaşma amacına yönelik olarak gerekli kanıtların toplanmadığı hatta buna teşebbüs bile edilmediği çok açık olarak anlaşılmakta ve soruşturma evresinin tamamlanmadığı net bir biçimde tespit edilmekteyse, soruşturma evresi Cumhuriyet Savcısınca tamamlanmalıdır. Aksinin kabulü halinde, soruşturma safhasının asıl yetkilisi olan Cumhuriyet Savcısı varken itiraz mercii Sulh Ceza Hakimliğinin soruşturmayı yapması sonucuna ulaşılır ki bu CMK.’nın getirdiği sisteme ve yasanın amacına aykırı olacaktır.
Açıklanan nedenlerle, … T.A.Ş. vekilince … – … Tic. Ltd. Şti. tarafından keşide edilen … Bankası AŞ. … Şubesine ait 17/05/2014 keşide tarihli 44… nolu 26.500,00 TL. bedelli ve 07/06/2014 keşide tarihli 44778…nolu 30.000,00 TL. bedelli çeklerin muhatap bankaya ibrazı sonucunda karşılıksız çıktığından bahisle şikayetçi olunmasını müteakip Cumhuriyet Savcılığınca herhangi bir araştırma yapılmadan verilen karara karşı yapılan itirazın kabul edilip Sulh Ceza Hakimliğinin 16/10/2014 tarih ve 2014/905 değişik iş sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması ve soruşturmanın tamamlanması için dosyanın aynı Cumhuriyet Başsavcılığına iadesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 02/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.