YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/25504
KARAR NO : 2016/17894
KARAR TARİHİ : 12.05.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
1632 Sayılı Kanun’un 81/1. maddesinde; “Askerlik çağına girenlerden askerlikten büsbütün veya kısmen kurtulmak kasdile ismini değiştirenler, başkasını kendi yerine tabib muayenesine veya askere gönderenler, başkasının hüviyet cüzdanını veya askeri vesikasını kullananlar, askerlik işlerinde sahte şehadetname veya evrak kullanan yahut her ne suretle olursa olsun hile ve desise yapanlarla kıt’aya veya bir müesseseye intisab ettikten sonra kendisinin yapmağa mecbur olduğu hizmetten büsbütün veya kısmen kurtulmak kasdile hile yapanlar on seneye kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılacaklarının belirtilmiş olması, 5237 sayılı TCK’nın 212. maddesinde; sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hemde ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunacağının belirtilmesine karşın, TCK’nın 212. maddesinin yanlızca Türk Ceza Kanunu içinde düzenlenen suçlara ilişkin olarak uygulanabilecek bir kural olması nedeniyle özel yasalarda düzenlenen suçların işlenmesi sırasında sahte evrakın düzenlenmesi halinde failin ayrıca bu suçtan da cezalandırılması için özel yasada ayrıca bir düzenlemeninin bulunmasının zorunlu olduğunun yerleşik uygulamalarda benimsenmiş olması, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununda askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçu yanında ayrıca sahtecilik suçundan da ceza verileceğine dair özel bir düzenleme bulunmaması ve uzun süre bu suçlara bakan askeri mahkemeler tarafından verilen kararları inceleyen Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 08/06/2000 tarih, 2000/118 E-2000/116 K sayılı ilamında da; As.C.K’nın 81’nci maddesinde “Askerlik Çağına Girenlerin” “Kıt’aya veya bir müesseseye intisap ettikten sonra” Maddede (As.C.K. 81 Md.) yazılı eylemleri işleyenlerin suçunun Tipiklik yönünden bu Maddeye uyan suçu oluşturduğu açık olarak düzenlendiğine, dava konusu olayın cereyan tarzı ve As.C.K’nın 81’nci maddesindeki düzenlemenin “Evrakta Sahtekarlık” suçuna göre daha özel bir düzenleme olduğuna, Genel-Özel Kanun hükümlerinin uygulama önceliğinde özel kanun hükümlerinin öncelikle uygulanması gerektiği karşısında; iddianame kapsamına göre diğer sanık …’ın
askerlikten kurtulması için sahte nüfus cüzdanı kullanan ve bu cüzdanla … adına askerliğe elverişsizlik raporu alan sanığın eyleminin kül halinde 1632 Sayılı Kanun’un 81/1. maddesinde yazılı bulunan askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunu oluşturmasına karşın, resmi belgede sahtecilik suçunu düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 204/1. maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de,
Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Kanun’a aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, sanığın cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.