YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/28100
KARAR NO : 2017/3703
KARAR TARİHİ : 25.04.2017
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Beraat, Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayet dilekçesinde, sanık hakkında İİK’nın 332. maddesi uyarınca cezalandırılması talebinin de bulunduğu gözetilmeyerek bu konuda bir karar verilmemiş ise de, bu hususta mahallinde her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre,
1-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 333/a maddesi yönünden kurulan hükme yönelik incelemede,
Eyleme ve yükletilen suça yönelik şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesi yönünden kurulan hükme yönelik incelemede,
Ticaret şirketi yetkilisi olan sanığa isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi, bu durumu onbeş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirmemesi, bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini içeren bir mal beyannamesi vermemesinin gerekmesi nedeniyle, sanığın Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı adreste ticareti terk edip etmediği yönünde zabıta araştırması yaptırılıp, borçlu şirketin kayıtlı olduğu vergi dairesi müdürlüğünden gelen en son verdiği beyanname örnekleri ile değerlendirilerek sonucuna göre hukuki durumunun takdir edilmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve şikayetçinin vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
3- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 345/a maddesi yönünden kurulan hükme yönelik incelemede,
a-İİK’nın 345/a maddesindeki suçun oluşabilmesi için, aynı Kanun’un 179 ve 6762 sayılı TTK’nın 324. maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenerek sonucuna göre şirketin iflasının istenmesi şartlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği, öncelikle borçlu şirkete ait ticari defterler, bilançolar ve banka hesapları zabıta aracılığıyla temin edilip, hakkındaki kesinleşmiş icra takipleri de getirtilerek şirketin pasifine eklendikten sonra üzerlerinde karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılarak, şikayet tarihi itibariyle şirketin iflasının istenmesi şartlarının oluşup oluşmadığı saptanıp, sonucuna göre hukuki durumunun takdiri gerekirken, şirketin aktif ve pasif durumunu tam olarak belirlemekten uzak, dönem varlıklarının ve borçlarının neler olduğunu açıkça belirtmeyen ve denetime elverişli olmayan sadece bilanço üzerinden yapılan bilirkişi raporu esas alınarak eksik kovuşturma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
b-Şikayetçinin aynı suçlardan dolayı sanık hakkında birden fazla şikayette bulunduğu ve İstanbul 14. İcra Ceza Mahkemesi tarafından davaların sonuçlandırıldığı anlaşıldığından, suçun tek suç olup olmadığı veya sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerekip gerekmediği hususlarının tartışılıp değerlendirilmesi için dosyaların birleştirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
c-02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin aynı Kanun’un 345/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaşma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaşmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nın 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
d- 30.07.2003 gün ve 251184 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4949 sayılı İİK’nın da değişiklik yapılmasına dair Kanun’un 99. maddesi ile İİK’nın 352. maddesine eklenen fıkra uyarınca dava ve cezanın İİK’nın 354. maddesinde yazılı sebeplerden düşeceğinin kararda belirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafii ile şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.