YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/30385
KARAR NO : 2016/16263
KARAR TARİHİ : 25.04.2016
MAHKEMESİ : İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Mahkemece verilen 10.02.2010 tarih ve …. Esas- …. Karar sayılı hükmün sanığa 29.09.2012 tarihinde gerekçeli kararın Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği ve hükmün kesinleştirilip infaza verilmesinden sonra sanık müdafii tarafından 31.01.2013 tarihli dilekçe ile kanun yararına bozma talep edilmesi üzerine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 11.03.2013 tarih ve ….sayılı yazıları ile hükümde kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye gönderilmediği ve bu nedenle kararı kesinleşmediği gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna gidilmediği belirtilerek dosyanın iade edildiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin asıl karara yönelik 31.01.2013 tarihli kanun yararına bozma talebi temyiz talebi kabul edilerek yapılan incelemede,
İİK’nın 345/a maddesindeki suçun oluşabilmesi için, aynı Kanun’un 179 ve 6762 sayılı TTK’nın 324. maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenerek sonucuna göre şirketin iflasının istenmesi şartlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği cihetle, borçlu şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlüğünden borçlu şirketin muhasebecisi öğrenilerek bu yerden, bunun mümkün olmadığı takdirde zabıta marifetiyle yaptırılacak araştırma suretiyle şirkete ait ticari defterlerin ve kayıtların temini yoluna gidildikten sonra, borçlu şirket hakkındaki kesinleşmiş tüm icra takipleri de tespit edilerek, bu takip dosyalarındaki alacak miktarları da şirketin pasifine eklendikten sonra, borçlu şirkete ait ticari defterler, bilançolar ve banka hesapları üzerinde karşılaştırmalı olarak bilirkişi incelemesi yaptırılarak, şikayet tarihi itibariyle şirketin iflasının istenmesi şartlarının oluşup oluşmadığı saptanıp, sonucuna göre hukuki durumunun takdiri gerekirken, şirketin aktif ve pasif durumunu tam olarak belirlemekten uzak, dönem varlıklarının ve borçlarının neler olduğunu açıkça belitmeyen ve denetime elverişli olmayan sadece 2007 yılına ait kurumlar vergisi bilançosu ve gelir tablosu üzerinden yapılan bilirkişi raporu esas alınarak eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de,
1) Sanığın nüfus kaydı getirtilip dosya içerisine konulmadan hakkında mahkumiyet hükmü kurulması,
2) Sanığa ait adli sicil kaydı getirtilerek, hakkında tayin edilen cezanın miktarı itibariyle 5237 sayılı TCK’nın 50/3. fıkrasının uygulama koşulu bulunup bulunmadığının araştırılmaması,
Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.