YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/33948
KARAR NO : 2017/929
KARAR TARİHİ : 08.02.2017
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5977 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesinde herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlülüğü bulunduğu güvence altına alınmıştır. Bu kapsamda olmak üzere Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Biyogüvenlik Kartagena Protokolü 17/6/2003 tarihli ve 4898 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunarak 17/7/2003 tarihli ve 2003/5937 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanmıştır.
5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu’nun 1. maddesinde ise Kanunun amacının “bilimsel ve teknolojik gelişmeler çerçevesinde, modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilen genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinden kaynaklanabilecek riskleri engellemek, insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla biyogüvenlik sisteminin kurulması ve uygulanması, bu faaliyetlerin denetlenmesi, düzenlenmesi ve izlenmesi ile ilgili usul ve esasları belirlemek” olduğu ilkesine yer verilmiştir.
5977 sayılı Kanun, genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünleri ile ilgili olarak araştırma, geliştirme, işleme, piyasaya sürme, izleme, kullanma, ithalat, ihracat, nakil, taşıma, saklama, paketleme, etiketleme, depolama ve benzeri faaliyetlere dair hükümleri kapsamına almaktadır (md. 1/ 2).
Biyogüvenlik Kanunu, 2. maddesinde, genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar (GDO), GDO’lardan elde edilen ürünler, GDO ve ürünleri, işleme, piyasaya sürme gibi önemli teknik terimlere dair tanımlara yer vermiştir. Buna göre:
Genetik yapısı değiştirilmiş organizma (GDO): Modern biyoteknolojik yöntemler kullanılmak suretiyle gen aktarılarak elde edilmiş, insan dışındaki canlı organizmayı,
GDO’lardan elde edilen ürünler: Kısmen veya tamamen GDO’lardan elde edilmekle birlikte GDO içermeyen veya GDO’dan oluşmayan ürünleri,
../..
GDO ve ürünleri: Kısmen veya tamamen GDO’lardan elde edilen, GDO içeren veya GDO’lardan oluşan ürünleri,
İşleme: GDO ve ürünlerinin, gıda, yem veya diğer amaçlarla kullanılmasını sağlamak için yapılan ve ürünün ilk halini önemli ölçüde değiştiren herhangi bir faaliyeti,
Piyasaya sürme: Bu Kanun kapsamındaki her türlü ürünün bedelli veya bedelsiz olarak piyasaya arzını ifade etmektedir.
5977 sayılı Kanun kapsamındaki ürünlerin ithali, üretimi, işlenmesi, çevreye serbest bırakılması gibi faaliyetler insan, hayvan ve çevre sağlığı bakımından dolayı önemi sebebiyle bir rejime tabi tutulmuş ve bu sisteme aykırı fiiller ise suç veya kabahat olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda olmak üzere;
Biyogüvenlik Kanunu’nun 15/1. maddesinde “GDO ve ürünlerini bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ithal etme, üretme veya çevreye serbest bırakma” fiili suç olarak tanımlanarak beş yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası yaptırımına bağlanmıştır.
Kanunun 15/2. maddesinde ise, “Bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde ithal edilen veya işlenen GDO’ları veya GDO ve ürünlerini, ithal izninde belirlenen amaç ve alan dışında kullanma, satışa arz etme, satma veya devretme ya da bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alma, kabul etme, nakletme veya bulundurma” fiili suç olarak tanımlanmış ve dört yıldan dokuz yıla kadar hapis ve yedi bin güne kadar adli para cezası yaptırımına bağlanmıştır.
Biyogüvenlik Kanunu’nun 7/4. maddesinde ise, “Herhangi bir ürünün Bakanlık tarafından belirlenen eşik değerin üzerinde GDO ve ürünlerini içermesi halinde; etikette, GDO içerdiğinin açıkça belirtilmesi zorunluluğu” getirilmiştir.
Yine Kanun’un 7. maddesinde düzenlenen yükümlülükleri yerine getirmeyen başvuru sahiplerine, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde, her bir yükümlülük ihlali dolayısıyla on bin Türk Lirasından otuz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceği anılan Kanun’un 15/6. maddesinde yaptırım altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta belirlenen olgulara değinecek olursak;
1. Sanığın yetkilisi olduğu … Yem ve Tarım Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.’den alınan ve etiketinde GDO’lu ibaresi bulunmayan sığır süt yemi numunesinin Ankara İl Kontrol Laboratuarında yapılan analizinde % 63.4 oranında GDO içerdiği tespit edilmiştir.
2. Sanık tarafından belirtilen sonuçlara vaki itiraz üzerine bu defa şahit numune Ulusal Gıda Referans Laboratuarına gönderilmiş ve yapılan analizde ürünün % 78.91 oranında GDO içerdiği tespit edilmiştir.
3. Adı geçen işletme hakkında tescil edilmiş gen olan soya genini etiketinde GDO lu olduğunu beyan etmeden üretimde bulunduğu için hakkında suç duyurusunda bulunulmuş ve 5977 sayılı Kanun’un 15/1. maddesine aykırılık fiilini işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
4. Sanık savunmasında dava konusu ürünlerin Mersin ilinde kendisinin yem sattığı … isimli kişinin işlettiği yem bayiinden alınan numuneler olduğunu, kendisinin bu yemlerin içinde GDO olduğunu bildiğini ancak bu hususun etiketlerde belirtilmediğini, bunun sebebinin ise öncelikle matbaadan gelen etiketlerde bu hususun belirtilmemiş olmasından sonrasında ise paketleme yapan işçilerin bunu fark etmemesi ve kendisinin de kontrol etmemesinden dolayı yanlışlıkla GDO ibaresi bulunmayan etiketlerin bu ürünlere yapıştırılarak piyasaya sürüldüğünü ifade etmiştir.
5. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde, sanığın yetkilisi olduğu şirketin GDO ve ürünlerini içeren ürün imal etmeye ilişkin bir izninin bulunup bulunmadığına ilişkin bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan olgular karşısında dava konusu GDO içerdiği belirlenen ürünlerin ithali ve üretimi konusunda sanığın yetkilisi olduğu firmanın geçerli bir izninin bulunup bulunmadığı, eğer izin bulunmakta ise bunun hangi amaç ve alan için olduğu ile GDO ve ürünlerinin belirlenen amaç ve alan dışında kullanılıp kullanılmadığı hususlarının araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekli iken bu konular belirlenmeksizin eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.