Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2015/34475 E. 2016/19292 K. 08.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/34475
KARAR NO : 2016/19292
KARAR TARİHİ : 08.06.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
ŞİKAYETÇİ : …
SUÇ : 298 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
… Ziraat Odası başkanlık seçimi öncesinde sanığın şikayetçinin iş yerine giderek şikayetçiye ”Ya benim adaya oy vereceksin ya da pazartesi günü gidip oy kullanmaktan istifa edeceksin. Eğer oyunu bize atmazsan başına gelecekleri sen düşün.” şeklinde sözler söylediğinin sübuta erdiği somut olayda; 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 1. Maddesinde ” Özel kanunlarına göre yapılacak Cumhurbaşkanı, milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği seçimlerinde ve Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında bu Kanun hükümleri” nin uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu hükümde sayılan kamu tüzel kişiliklerinden olmayan Ziraat Odaları seçimleri ise 298 Sayılı Kanun kapsamında olmayıp, seçim esasları 6964 sayılı Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanununda düzenlenmiştir. Değinilen kanunda 298 sayılı Kanun’un ceza hükümlerine bir atfın bulunmadığı cihetle sanığın eyleminin 298 sayılı Kanunun 152.maddesinde düzenlenen suçu oluşturmadığı gibi öte yandan 298 Sayılı Kanun’un 152.maddesinin 1. Fıkrasındaki ”Her kim kendisine veya başkasına oy veya tercih işareti verilmesi veya verilmemesi için bir veya birkaç seçmene menfaat, sair kıymetler teklif ve vadeder veya verir, yahut resmi, umumi vazifeler veya hususi hizmet ve menfaatler vait veya temin ederse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Verilen, vait veya temin edilen menfaatler seçmenin seyahat, yemek, içki ve nakil masrafları veya hizmetlerinin mukabili olarak gösterilse dahi hüküm aynıdır.” şeklindeki düzenleme ile 3.fıkrasındaki ”Bu fiilleri, tehdit veya cebir veya şiddet kullanarak işliyenler hakkında ceza, bir misli artırılarak hükmedilir.” şeklindeki düzenleme karşısında atılı suçun oluşması için menfaat vaad veya temininin gerektiği, bu fiilerin tehdit, cebir veya şiddet kullanarak işlenmesinin ise artırım sebebi olduğu, somut olayda ise şikayetçiye yönelik böyle bir menfaat vaadi veya teminin de söz konusu olmadığı gözetildiğinde sanığa atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda sanığın şikayetçiye yönelik sarf ettiği sözlerin 5237 sayılı TCK’nın 106/1-2.cümle maddesi kapsamında sair tehdit suçunu oluşturduğu ve suçun şikayet kovuşturma şartına tabi olduğu, şikayetçinin ise 08/05/2013 tarihli celsede şikayetinden vazgeçtiği gözetilerek, TCK’nın 73. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince şikayet yokluğu nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.