Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2015/35056 E. 2016/18113 K. 17.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/35056
KARAR NO : 2016/18113
KARAR TARİHİ : 17.05.2016

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : 6831 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın eyleminin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde gerçekleştirilmemiş olmasına rağmen, sanık hakkında 6831 sayılı Kanun’un 93/2. maddesi uyarınca artırım yapılması,
Kabule göre de;
Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öcesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, Başkan Vekili … ile Üye …’nin, suçun unsurları itibariyle oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi gerektiği yönündeki karşı oyu ve değişik gerekçeleriyle 17/05/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Sanık … hakkında; … Sulh Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; 24/01/2014 gün, 2008/124 E-2008/190 K sayılı karar ile 6831 sayılı Orman kanunu’nun 93/1, 93/2, 5237 sayılı TCK’nın 62, 53/1-2-3 Maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına hükmedilmiştir.
Bu karara karşı sanık tarafından süresinde açılan temyiz davası üzerine, Yargıtay Yüksek 19. Ceza Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda, 17/05/2016 gün, 2015/35056 E sayılı ilam ile; kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenmeyen eylemden dolayı 6831 sayılı Orman Kanununun 93/2 maddesindeki artırım hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmediğinden bahisle yerel mahkeme tarafından verilen mahkumiyet kararının BOZULMASINA karar verilmiştir.
Yargıtay Yüksek 19.Ceza Dairesinin 17/05/2016 tarihli kararına konu edilen eylemde maddi gerçeğin daha iyi anlaşılabilmesi için incelemeye konu … Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/124 E sayılı dosyasının ana hatlarıyla özetlenmesi gerekmektedir.
1-)04/03/2008 tarihinde, orman muhafaza memurları tarafından ihbar üzerine düzenlenen suç tutanağında; özet olarak Devlet Ormanı içerisinde herhangi bir tahribat yapmaksızın hortum ile su götürüldüğü belirtilmiştir.
2-)12/05/2008 tarihinde mahkemece yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; 2 cm. Çapında ve 120 metre uzunluğundaki su borularının toprağın altından geçirildiği, yer üzerinde orman ağaç va ağaççığına zarar verilmediği belirtilmiştir.
Temyiz incelemesine konu eylemin ana hatlarıyla belirlenmesinden sonra; yerel mahkeme tarafından verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesi yapan Yargıtay Yüksek 19. Ceza Dairesi tarafından “ BOZULMASINA” ilişkin karara, aşağıda arz ve izah edilecek sebeplerle suçun unsurları itibariyle oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle değişik gerekçeyle iştirak edilmemiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle 6831 sayılı kanunun 17. maddesinin somut olayımızı ilgilendiren bölümü irdelenerek, somut olayda yargılamaya konu edilen eylemin anılan madde ki suç olarak düzenlenen eylemler arasında yer alıp almadığının Yargıtay Yüksek 3. Ceza Dairesinin benzer olaylardaki bazı uygulamalarının da dikkate alınması suretiyle kanunilik ilkesi ile irtibatlandırılarak belirlenmesi gerekmektedir.
6831 Sayılı Orman Kanunun 17. Maddesinde; Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; otlatma planı yapılan alanlarda yıllık otlatma süresi dâhilinde hayvanların planlı otlatılmasını sağlayan, gecelemesini emniyet altına alan ve dağılmalarını engelleyen geçici çevirmeler şeklinde düzenlemeler dışında, her çeşit bina, ağıl ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
İnebolu Sulh Ceza Mahkemesinin 25/05/2011 gün, 2010/307 E-2011/740 K sayılı ilamında;
Sanığın orman içinde bulunan dereden hortumla su almak eylemi sonucunda hiçbir orman bitkisinin kesilmediği, diri ve ölü orman örtüsünün zarar görmediği, bu eylemin ormanın gelişmesi, orman bitkilerinin yetiştirilmesi ve hiçbir ormancılık faaliyetini engellemediği, orman içinde başı boş akan ve kullanılmayan suyun kullanılmasının 6831 sayılı yasanın 17. Maddesi ile yasak edilen eylemlerden hiçbirinin içine girmediği, orman içine kamu hizmeti için yapılacak bina, ahır, ağıl, fidanlık, çit gibi kalıcı nitelikli yapılan için izin verilebildiği, izinsiz yapılan bu eylemlerin yasaklandığı, yasaklanan eylemler arasında sanığın yaptığı eylemin yer almadığı, genel olarak İnebolu ilçesinin ormanlarla kaplı olduğu derelerin ormalık alanlar içerisinde kaldığı insanların bu derelerden su ihtiyaçları için ormana zarar vermeden faydalanmalarının orman ve yöre insanı arasındaki bağı kuvvetlendireceği, aksi durumun yöre insanın ormana bakışında olumsuzluğa sebebiyet verebileceği anlaşıldığından sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanığın beraat ine karar vermek gerektiğinden bahisle sanık hakkında verilen kararın temyiz edilmesi üzerine; temyiz incelemesini yapan, Yargıtay Yüksek 3. Ceza Dairesinin 16/05/2013 gün, 2012/19484 E-2013/20253 K sayılı ilamında; yerel mahkeme tarafından verilen beraat kararının ONANMASINA, karar verilmiştir.
Yargıtay Yüksek 3. Ceza Dairesinin somut olayımızda olduğu gibi aksine uygulamalarına da rastlanılmaktadır. İçtihatlar arasındaki çelişki bir yana orman örtüsüne hiç bir şekilde zarar verilmeden; sadece orman içerisinde suyun alınmasından ibaret eylemin 6831 sayılı Orman Kanunun 17.maddesinde sayılan eylemler arasında yer almaması nedeniyle anılan eylemin. 17. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin ceza hukukunun en temel ilkelerinden birisi olanan “kanunilik ilkesine” aykırı olacağı açıktır.
6831 sayılı Orman Kanununun 17. maddesinde, Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; otlatma planı yapılan alanlarda yıllık otlatma süresi dâhilinde hayvanların planlı otlatılmasını sağlayan, gecelemesini emniyet altına alan ve dağılmalarını engelleyen geçici çevirmeler şeklinde düzenlemeler dışında, her çeşit bina, ağıl ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesinin yasaklanmasına karşın, orman içerisinden su geçirilmesinden bahsedilmemiştir. Ayrıca bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ağaç kesiminin yapılmadığı gibi orman örtüsüne zarar verilmediği de net bir şekilde belirtilmiştir. Bu nedenle yukarıda özet olarak açıklanan sorunun “Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz” kuralının sınırları içerisinde kalmak kaydıyla Ceza Hukukunun izin verdiği ölçüde yorum kuralları ile bağdaştırmak suretiyle çözümü gerekmektedir.
5237 Sayılı TCK.nun 2. maddesinde: Özet olarak “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez. Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz” denilerek kanunilik ilkesi özelikle vurgulanmak istenmiştir.
“Kanunsuz suç ve ceza olmaz” kuralı Türk Ceza Hukukunda, Devlet ve Yargıç karşısında bireylerin “Kamu Hakları”nın güvencesidir.
Öğretide değerini koruyan bu kural, Anayasamızın (Mad.38) ilkeleri arasına girmiş ve 5237 sayılı TCK.nun 2. Maddesinde de açık bir şekilde ifade edilmiştir. Bu hükmün 2. Maddede yer alması bile, kurala verilen önemi gösterir.
Kanunun 2 maddesindeki “açıkça” kelimesi Türk Ceza Hukukunda “kıyaslama”nın yasaklandığını gösterir.
Kanunsuz ceza olamayacağından, suçun cezasının belirlenmiş olması suçluların cezalandırılmasında şarttır.
Bir fiili suç saymak ve cezalandırmak yetkisinin yalnız kanuna tanınması bireylere özgürlüklerinin sınırı hakkında bilgi verir. Bireyin, nelerin ne kadar yasak olduğunu bilmeye hakkı vardır. Bu hakkını kullanan birey yasak olanı yapmaktan çekinmek, yasak olmayanı yaparken de korkusuz hareket etmek imkanını kazanır. Kanun Kuralına gerçek anlamını kanun koyucunun iradesi verir. Kanunun iradesi kanun koyucunun subjektif iradesi değildir. Yazılı formül içinde ifade edilmiş objektif irade, kanunun iradesini oluşturur. Kanunun iradesini gösteren formül zorunlu olarak genel ve soyut olacağından, kuralın önce içeriğini ve anlamını belirtmeden, iradenin somut olaylara uygulanmasına imkân yoktur. Pozitif hukuk, yorum faaliyetlerinin sınırını oluşturur.
Somut olayımızda 6831 sayılı Orman Kanunun 17. maddesinde sayılan eylemler arasında yer almayan; orman örtüsüne zarar verilmeksizin orman içerisinden izinsiz olarak su geçirilmesinden ibaret eylemi anılan maddenin kapsamına dahil ederek işgal ve faydalanma olarak kabul etmek Türk Ceza Hukukunun kabul etmediği kıyas yöntemini Ceza Hukukuna dahil etmek olur ki, bunun kanun koyucunun iradesine aykırı olacağı açıktır. Zira Kanun koyucu, genel gerekçede iradesini açıkça ortaya koymuştur. Özellikle sanık aleyhine getirilen hükümlerin hiç bir tereddüde yer vermeyecek şekilde kanunda açıkça belirtilmesi gerekir. Bu kural Türk Ceza Kanunun 2. Maddesi ile hüküm altına alınan ve Anayasa hükümleri arasında da yer bulan suçların kanuniliği prensibinin doğal bir sonucudur.
Yukarıda arz ve izah edilen gerekçelerle yerel mahkemece verilen mahkumiyet hükmünün suçun unsurları itibariyle oluşmadığından bahisle beraat kararı yerine mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğinden bahisle BOZULMASINA, karar verilmesi gerekirken; sanığa yüklenen suçun sübuta erdiğini kabul eden ancak 6831 sayılı kanunun 93/2 maddesindeki artırım hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmediğinden bahisle yerel mahkemece verilen mahkumiyet kararının BOZULMASINA; ilişkin Yargıtay Yüksek 19. Ceza Dairesinin sayın çoğunluğunun görüşüne değişik gerekçeyle iştirak edilmemiştir.