YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4435
KARAR NO : 2016/19390
KARAR TARİHİ : 09.06.2016
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2531 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
2531 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, “Birinci madde kapsamına giren yerlerdeki görevlerinden hangi sebeple olursa olsun ayrılanlar, ayrıldıkları tarihten önceki iki yıl içinde hizmetinde bulundukları daire, idare, kurum ve kuruluşlara karşı ayrıldıkları tarihten başlayarak üç yıl süreyle, o daire, idare, kurum ve kuruluştaki görev ve faaliyet alanlarıyla ilgili konularda doğrudan doğruya veya dolaylı olarak görev ve iş alamazlar, taahhüde giremezler, komisyonculuk ve temsilcilik yapamazlar. Özel kanunlardaki yasaklayıcı hükümler saklıdır.” aynı Kanun’un 4. maddesinde “Bu Kanuna aykırı harekette bulunanlar altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.” şeklindeki düzenlemeler ile kamu görevlerinden ayrılanların yapamayacakları işler belirlenmiş ve buna ilişkin cezai yaptırım öngörülmüştür.
Anılan Kanunun genel gerekçesinde “Kurumlarından ayrılan kamu görevlilerinin, kurumlarındaki görev ve faaliyet alanlarıyla ilgili konularda herhangi bir iş yapmaları, görev almaları, çeşitli mahsurlar yaratmıştır. ….aksaklıkların giderilmesi, kapsamın yeniden daha sağlıklı bir biçimde çizilmesi ve para ve hapis cezalarının günümüz koşullarına uygun bir şekilde yeniden düzenlenmesi amacıyla Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun Tasarısı hazırlanmıştır.” denilmekte ve 2531 sayılı Kanun’un 2. maddesinin gerekçesinde ise; 1. madde kapsamına giren kamu görevlilerinin, kurumlarından ayrılmalarından sonra kaç yıl süreyle kurum ve faaliyet alanlarıyla ilgili konularda iş yapamayacakları, görev alamayacakları belirtilmiştir.
Yine 30.09.1981 tarihli İç İşleri Komisyonu raporunda da, 2531 sayılı Kanun’un amacı; görevden ayrılan personelin ayrıldıkları kuruluşa karşı girişecekleri işlerde eski memuriyet arkadaşları üzerinde manevi dahi olsa etkinliklerini önlemek, çıkar sağlamalarına mani olmak olarak belirtilmiştir.
Atılı suçun oluşumu için, anılan Kanunun 1. maddesinde sayılan yerlerde görev yapmış olan kamu görevlisinin, görevinden ayrıldığı tarihten önceki iki yıl içinde hizmetinde bulunduğu daire, idare kurum ve kuruluştaki görev ve faaliyet alanıyla ilgili konularda görev alması ve bu suretle daha önce görev yaptığı yerdeki iş arkadaşları üzerinde manevi dahi olsa bir baskı kurup, çıkar sağlamayı amaçlaması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, 16.08.2007-19.01.2009 tarihleri arasında … Vergi Dairesi Başkanlığı bünyesinde Gelir İdaresi Grup Müdürü olarak görev yapan sanığın, 19.01.2009 tarihinde bu görevinden istifa ettikten sonra, … Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler odasına kayıtlı olup, … ilinde faaliyet gösteren bir yeminli mali müşavir olarak, yedi farklı firmanın rutin olarak katma değer vergisi iade raporlarını düzenleyip daha önce görev yaptığı … Vergi Dairesine sunmaktan ibaret eyleminde, kanunun aradığı anlamda ayrıldığı kurumda çalışan iş arkadaşları üzerinde manevi dahi olsa bir etkisi olmayacağı gibi eylemi nedeniyle herhangi bir çıkar sağlamasının da mümkün olmayacağı ve böylece atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi
Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin, temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.