Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2016/10826 E. 2017/4799 K. 22.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10826
KARAR NO : 2017/4799
KARAR TARİHİ : 22.05.2017

5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/12/2015 tarihli ve 2015/37374 soruşturma, 2015/52549 esas, 2015/44654 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170. maddesi uyarınca iadesine dair İstanbul 75. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/2015 tarihli ve 2015/616 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/356 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı’nın 26/05/2016 gün ve 3054 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/06/2016 gün ve KYB. 2016 /235277 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, müşteki adına çıkartılan sahte hattın çıkartılma tarihlerinden sonra bu hatlara ilişkin dökümlerine ait kayıtların Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından getirtilerek sıklık arz eden arayan ve aranan telefon abonelerinin kimlik bilgilerinin tespit edilerek bu kişilerin tanık olarak beyanlarına başvurulup söz konusu hatların kimin tarafından kullanıldığının sorularak dava açılması gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanun’un 174/1.maddesinde ise iddianamenin hangi hâllerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, 5271 sayılı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, şüphelinin üzerine atılı 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet suçundan kamu davası açmak için yeterli delilin mevcut bulunduğu, iade sebebi olarak gösterilen hususların ise özel belgede sahtecilik suçuna ilişkin olduğu ve özel belgede sahtecilik suçu yönünden evrakın tefrik edilerek İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/172723 soruşturma numarası üzerinden soruşturmaya devam edildiği gözetilerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
(1)5271 sayılı CMK’nın “İddianamenin iadesi” başlıklı 174. maddesinde; “(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170. maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) Suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) Ön ödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen,
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
(3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır…” hükümleri ile iddianamenin iadesi süreci ve iade nedenleri açıklanmıştır.
Adı geçen Kanun’un “Kamu davasını açma görevi” başlıklı 170. maddesinde; “(1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.
(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;
a) Şüphelinin kimliği,
b) Müdafii,
c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,
d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,
e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği,
f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,
g) Şikâyetin yapıldığı tarih,
h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,
i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
j) Suçun delilleri,
k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, gösterilir.
(4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.
(5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.
(6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir…” hükümleriyle, 174/1-a. maddesinde ilk iade nedeni olarak sayılan ve iddianamede bulunması gereken, olmazsa olmaz hususlar yazılmıştır.
Kanun yararına bozmaya konu edilen “iddianamenin iadesi kararı”nın gerekçesinde, açılan sahte hattın, görüşme dökümlerinin çıkartılarak, sıklıkla arayan numaraların abonelerinin kim olduğunun belirlenmesiyle, bu kişilerin de tanık olarak ifadelerine başvurulup, buna göre sahte hattı kimin kullandığının tespit edilmesi ve toplanan tüm delillere göre dava açılması gerekirken bu araştırmanın yapılmasının zorunlu olduğu kanaatine varıldığı görülmüştür.
İddianame hazırlandığı tarihte yürülükte bulunan 5809 sayılı Kanun’un 6518 sayılı kanunla değişik “Abone ve cihaz kimlik bilgilerinin güvenliği” başlıklı 56/4. maddesi, “…Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz…” hükmüyle, suçun failinin; işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi, suçu oluşturan eylemin; abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihaz kayıt işlemi yapmak veya yaptırmak, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlemek, evrakta değişiklik yapmak veya bunları kullanmak olduğunu açıkça düzenlemiştir.
Şüphelinin üzerine atılı suçun unsurları, konusu ve kapsamı göz önüne alındığında, kanun yararına bozmaya konu edilen dosya özelinde, mahkemece verilen iddianamenin iadesi kararında belirtildiği gibi yasaya aykırı davranmak suretiyle çıkartılan hattın kimin tarafından kullanıldığının araştırılarak tespiti zorunlu olmadığı gibi, CMK 174. maddesinde belirtilen iddianamenin iadesi sebepleri başlığına paralel olmak üzere;
a) Davaya konu suç özelinde, hattın kimin tarafından kullanıldığı hususunun aydınlatılması, gerek 5809 sayılı yasada tanımlanan suçun maddi unsurları arasında, gerekse 5271 sayılı CMK 170. maddede yazılı olan iddianamede belirtilmesi zorunlu hususlar arasında bulunmamaktadır.
b) Usulsüz çıkartılan hattı kimin kullandığına dair tanık beyanı, suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil de olmayıp, kovuşturma aşamasında şayet bu yönde bir delil toplanması mahkemece gerekli görülürse her zaman tanık dinleme yoluna gidilebilecektir.
c) Keza, iddianamede gösterilen suç ön ödemeye tabi olup, Cumhuriyet savcılığı tarafından çıkartılan ön ödeme tebliğinin, usulüne uygun biçimde şüpheliye yapıldığı da görülmektedir.
Hal böyleyken mahkemece verilen iddianamenin iadesi kararının, bu konuda itirazı değerlendirerek bir karar vermesi gereken merci olan Ağır Ceza Mahkemesince gerekçesiz bir şekilde verilen itirazın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/356 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma kararının gereğinin, kararı veren Mahkeme tarafından, gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra yerine getirilmesine, 22.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.