YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11393
KARAR NO : 2016/22907
KARAR TARİHİ : 30.11.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 6831 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Dava konusu yerin orman parseli olarak Maliye Hazinesi adına tesciline ilişkin Kemer Kadastro Mahkemesinin 17.07.2002 gün ve 1994/1085 Esas, 2002/16 karar sayılı, 05.05.2006 tarihinde Yargıtayca onanarak kesinleşen ilamının incelenmesinde, davanın davacılarından birisinin de sanık olması, bu davada sanık ve diğer dava arkadaşlarının açtıkları Kadastro Komisyonunun tahdit ve 2B uygulamasına itiraz davasının reddedilerek, alanın 397 sayılı parsel olarak orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline karar verilmiş olması ve mahkeme kararının aleni olması ile sanığın da davanın tarafı olması karşısında, sanığın üzerine atılı suç nedeniyle hakkında 6831 sayılı Kanun’un 93/2. maddesinin uygulanmasına ilişkin mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamenin (1) ve (2) numaralı,
28.03.2013 tarihli ek raporu düzenleyen kadastro bilirkişisine önceki yemininin hatırlatılmaması, sonuca etkili görülmediğinden tebliğnamenin (3) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçların sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
TCK’nın 53/4. maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında anılan maddenin 1. Fıkrasında belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık müdafi, katılan vekili ve Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, hükümlerin BOZULMASINA, bozma sebebi 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, hüküm fıkrasının TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımların hükümlerin çıkartılması suretiyle, başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.