Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2016/11416 E. 2018/12163 K. 21.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11416
KARAR NO : 2018/12163
KARAR TARİHİ : 21.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5809 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Beraat

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre, temyize konu kararın kapatılan Gebze 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/09/2013 tarih, 2013/316 Esas ve 2013/541 Karar sayılı kararı olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
I- Şikayetçi Ticaret Bakanlığı vekilinin temyiz talebine yönelik incelemede;
Açılan kamu davasının niteliğine göre, 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan doğrudan zarar görmeyen ve ilgili kanunlarda da açılan kamu davasına katılması hususunda özel bir hüküm bulunmayan, dolayısıyla hükmü temyiz etme hakkı bulunmayan …’nın temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II- O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz talepleri yönünden yapılan incelemede ise;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanığın eyleminin aynı zamanda 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3/5. maddesine aykırılık oluşturması nedeniyle Yerel Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiği yönündeki düşünceye, her dosyada somut olayın özellikleri farklılık arz etmekle birlikte, Dairemizin (29.05.2017 tarihli, 2016/13040 E.,2017/5047 K. sayılı) ve Yargıtay 7. Ceza Dairesinin (03.11.2014 tarihli, 2013/22239 E., 2014/18834 K., 24.11.2014 tarihli, 2013/20886 E., 2014/19709 K. sayılı) emsal nitelikli kararlarında da değinildiği üzere, sanığın suça konu eyleminin tek fiille değil, birden fazla ve farklı fiillerle işlenebilen süreçlerden geçen bir oluşa dayanması, aynı anda ele geçirilen birden fazla kaçak ve klonlu cep telefonlarının vücut verdiği kanunlarda korunan hukuki değerin, suçun konusunun, maddi unsurlarının ayrı olması gerekçesiyle iştirak edilmemiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahkemeye gelmemiş olan sanık hakkında duruşma yapılmayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak öngörülen ve ancak sınırlı olarak uygulama yeri bulunan 5271 sayılı CMK’nun 193. maddesinin söz konusu olayda uygulamasının mümkün bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve özel dairelerin uyum gösteren kararlarının da bu yönde olduğu gözetilmeden, CMK’nun 147 ve devamı maddeleri uyarınca sanığın savunması alınıp, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, savunma alınmadan mevcut kanıtlar tartışılarak, delil takdirine girilmek suretiyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye kısmen uygun olarak sair yönleri incelenmeyen HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 21/11/2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.