YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5340
KARAR NO : 2018/10000
KARAR TARİHİ : 08.10.2018
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Beraat
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Dairemizin 2016/5337 Esasında kayıtlı olup aynı gün incelenerek bozulmasına karar verilen Yerel Mahkemenin 2014/89 Esasına kayıtlı davasının tarafları ve atılı suçların aynı olması nedeniyle aralarında bağlantı bulunduğu ve bu nedenle davaların birleştirilmesi suretiyle bir bütün olarak hüküm kurulması, şikayete esas icra takip dosyasında yapılan itirazın iptaline ilişkin Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15/04/2010 tarih, 2007/357 Esas, 2010/152 Karar sayılı kararının hangi tarihte kesinleştiği belirlenerek İİK’nın 333/a maddesine aykırılık suçundan şikayetin süresinde olup olmadığı diğer suçlar bakımından ise şikayet tarihi itibarıyla takibin kesinleşip kesinleşmediği tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
1- İİK’nın 331. maddesine aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede,
Sanığın üzerine atılı bulunan İİK’nın 331. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen takibi şikayete bağlı olan bu suçun; “Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla,
1- Mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek, hakiki surette;
2- Gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek,
3- Asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksilterek” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının, borçlu aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde) gerçekleşmesi halinde oluşacağının yerleşik uygulamalarda benimsenmiş olması, somut olayımızda; şikayet dilekçesinde borçlu şirketin üçüncü kişiden alacaklı olduğu icra takip dosyasında tahsilat yapmasına rağmen şikayetçiye olan borcunu ödemediği şeklinde somutlaştırılan fiilin borçlunun mallarına ilişkin ya da aslı olmayan borçlar ikrar etmesi niteliğinde olmaması nedeniyle atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken dosyanın takipsiz bırakıldığı gerekçesi beraat kararı verilmesi,
2- İİK’nın 333/a maddesine aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede,
İİK’nın 333/a maddesinde “Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması halinde sanığın cezalandırılacağının” hükme bağlanmış olması karşısında sanığın kastının tayini açısından yetkilisi olduğu şirkete ait defter ve belgeler üzerinde kesinleşmiş icra takiplerinin borçları şirketin pasifine dahil edilecek şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, şirketin aktifinin takibin kesinleştiği tarih itibarıyla borcu karşılamaya yeterli olup olmadığı tespit edilerek delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde beraat verilmesi,
3- İİK’nın 337/a maddesine aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede,
Ticareti terk eden tacir açısından; muhatapların haklarını korumaya yönelik olarak İİK’nın 44. maddesi ile, ticareti terk eden bir tacire; 15 gün içerisinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu Ticaret Sicilin Memurluğuna bildirme ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunma, Ticaret Sicili Memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan etme ve ilan masraflarını da ödeme yükümlülükleri yüklenmiş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı ise İİK’nın 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun;
1- İİK’nın 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması,
2- Mal beyanında mevcudun eksik gösterilmiş olması,
3- Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi
4- Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının zarar görmesi ve borçlunun tacir olması gibi…) gerçekleşmesi halinde oluşacağı konusunda gerek uygulamada gerek öğretide herhangi bir duraksamanın mevcut olmaması ve somut uyuşmazlıkta bu eylemden dolayı şikayetçinin zarar gördüğünün dosya içeriğinden anlaşılması karşısında; öncelikle borçlu ticaret şirketinin kayıtlı olduğu Vergi Dairesi Müdürlüğünden 2013 ve 2014 yıllarına ait tüm vergi beyanname örnekleri getirtilerek incelenip, delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen uygun olarak, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.