Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2016/583 E. 2016/17922 K. 12.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/583
KARAR NO : 2016/17922
KARAR TARİHİ : 12.05.2016

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/1-b. maddesine aykırı davranmak eyleminden dolayı … hakkında tespit tutanağı tanzim edilmesine dair … Bölge Trafik Denetleme İstasyon Amirliği ekiplerince düzenlenen 04/07/2015 tarihli tespit tutanağını müteakip anılan tutanakla ilgili karar verilmesine yer olmadığına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin 29/09/2015 tarihli ve 2015/801 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/10/2015 tarihli ve 2015/798 değişik iş sayılı kararı aleyhine … Bakanlığının 17/12/2015 gün ve 83893 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/01/2016 gün ve KYB. 2015-421340 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 22/03/2011 tarihli ve 2008/8692 esas, 2011/2918 sayılı ilamında da değinildiği üzere, idari para cezasını gerektiren eylemin 2802 sayılı Kanun’un 93. maddesi kapsamında kişisel suç olduğunun anlaşılması halinde, anılan Kanun’un “kişisel suçlarda soruşturma ve kovuşturma” kenar başlıklı 93/1. maddesinde yer alan “Hakim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma, ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcısına ve son soruşturma o yer ağır ceza mahkemesine aittir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, kabahatlinin Cumhuriyet savcısı olduğunun anlaşılması sebebiyle, tutanağın Cumhuriyet Başsavcısı tarafından soruşturma yapılmaksızın doğrudan yetkili Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, tespit tutanağı hakkında karar verilmesi gerektiğinden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Dairemizin 14/05/2015 tarih ve 2015/2556 esas, 2015/1529 karar sayılı ilamı ile Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 09/07/2013 tarihli ve 2013/5794 esas, 2013/16526 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, hakim ve savcıların trafik suçlarının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 93. maddesi kapsamında kişisel suç olup, anılan Kanun’un “kişisel suçlarda soruşturma ve kovuşturma” kenar başlıklı 93/1. maddesinde yer alan “Hakim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma, ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcısına ve son soruşturma o yer ağır ceza mahkemesine aittir.” şeklindeki düzenleme ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 24. maddesinde yer alan “Kovuşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması hâlinde mahkeme tarafından idari yaptırım kararı verilir.” şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, hâkim ve savcıların kişisel suç kapsamında değerlendirilen ve idarî para cezasını gerektiren eylemleri yönünden son soruşturma mercii olarak ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesince idari yaptırım kararı uygulanabileceği cihetle, somut olayda …. Ağır Ceza Mahkemesinin en yakın ağır ceza mahkemesi sıfatıyla Cumhuriyet Savcısı olan kabahatlinin kişisel suç kapsamındaki hız sınırını aşmak eylemi hakkında, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca işin esası hakkında bir karar vermesi gerektiği halde karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunmadığı gözetilerek itiraz mercii tarafından itirazın bu gerekçe ile kabulüne karar verilmesinin gerekmesi nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/10/2015 tarihli ve 2015/798 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 12/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.