YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/656
KARAR NO : 2016/22522
KARAR TARİHİ : 16.11.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 298 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Suça konu sandık seçmen listesindeki … adına atılı bulunan imzanın, ….’ın eli mahsulü olduğuna ilişkin ekspertiz raporu, katılanın anlatımını doğrular nitelikteki sanık …’ın savunması, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin kabul ve takdirinde isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamedeki (1/b) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık … müdafiinin savunma sırasında alınan beyanlarında ve mahkemeye sunmuş olduğu dilekçesinde, sanığın algılama ve idrak yeteneğinin zayıf olduğunu, ceza ehliyetininin tam olmadığını ileri sürmesi ve bu hususun sanığın kızı katılan … tarafından da doğrulanması karşısında, sanığın eylemi gerçekleştirdiği sırada 5237 sayılı TCK’nın 32. maddesi uyarınca ceza sorumluluğunu tamamen ya da kısmen kaldıracak biçimde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinde önemli derecede azalma olup olmadığı konusunda usulünce sağlık kurulu raporu alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespiti gerekirken, eksik kovuşturma ile hüküm kurulması,
2-TCK’nın 62. maddesinde öngörülen “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri” gibi hususlar değerlendirilmeden ve CMK’nın 147/1-e maddesi uyarınca susma hakkı bulunan sanıklar hakkında “sanıkların kasta dayalı kusur ve sorumluluklarını samimi şekilde kabullenmemeleri, eylemlerinden kaynaklanan nedametlerini ortaya koyar nitelikte söz ve davranışlar sergilememeleri karşısında kişilikleri bakımından dosyaya yansıyan ve olumlu kanaat oluşturacak bir husus tespit edilemediği” biçimindeki kanuni olmayan gerekçeyle takdiri indirimin uygulanmaması,
3-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar müdafiilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen uygun olarak HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 16.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.