Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2016/75 E. 2016/22560 K. 17.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/75
KARAR NO : 2016/22560
KARAR TARİHİ : 17.11.2016

Tasarım hakkına tecavüz suçundan şüpheliler … ile … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16/09/2013 tarihli ve 2013/108682 soruşturma, 2013/52192 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/11/2013 tarihli ve 2013/1354 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 24.11.2015 gün ve 77229 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2015 gün ve KYB….. sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, şikâyetçinin Tasarım hakkına tacavüz iddiası üzerine yürütülen soruşturma sonucu şüpheliler hakkında 551 sayılı Patent Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ve 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkındaki Kanun’un suç tanımlayan hükümlerinin tamamen kaldırılmış olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, şikâyetçinin dilekçesine eklediği ve Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan İş Güvenliği Uzmanı ….. tarafından düzenlenen 20/03/2013 tarihli bilirkişi raporu ile … 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesine sunulan Yrd. Doç. Dr. ….. tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, endüstriyel tasarım tescil hakkı şikâyetçide bulunan söz konusu ürünler ile şüpheliler tarafından üretilen ürünlerin benzerlik gösterdiğinin belirtilmiş olduğu nazara alındığında, şüphelilerin üzerlerine atılı eylemin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun cezai müeyyideler içeren maddelerine göre suç oluşturup oluşturmadığı hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
İncelenen dosya içeriğine göre, yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 17/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.