YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/9663
KARAR NO : 2016/21518
KARAR TARİHİ : 17.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Marka Hakkına Tecavüz
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın işyeri tabelasında katılana ait markanın kullanıldığı iddiası ile kolluk tarafından çekilen kamera kaydındaki görüntülerin Yargıtay denetimine elverişli şekilde dosya içine alınarak, konusunda uzman bilirkişiye tevdii ile marka taklidi yapılıp yapılmadığının tespitinden sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik kovuşturma sonucu yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
2- 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararı aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” ve diğer objektif ve subjektif koşulların varlığı halinde, CMK’nın 231/5. madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı Kanun’un 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında; “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir.” denilmektedir.
Bu ilkeler çerçevesinde her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi gerekir.
Somut olayda, katılanın dosyaya yansıyan maddi bir zararının bulunmadığı ve sanığın adli sicil kaydındaki Akçadağ Sulh Ceza Mahkemesinin 07/10/2009 tarih ve 2009/121 esas, 2009/159 karar sayılı ilamına konu cezanın, 1632 sayılı Kanun’un 63/1-A maddesine ilişkin olması ve hükümden sonra, 14.04.2011 gün ve 27905 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 3.maddesiyle değişik 1111 sayılı Askerlik Kanununun 89.maddesi uyarınca, sanığın eylemine uygulanabilecek 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 63.maddesinin 1.fıkrasının (A) ve (B) bendinde düzenlenen suçları barışta ilk kez işleyenlerin eylemleri idari para cezasına dönüştürüldüğü de gözönüne alınarak sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının değerlendirilmesinin zorunluluğu,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen uygun olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 17.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.