Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2016/9687 E. 2017/4808 K. 22.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/9687
KARAR NO : 2017/4808
KARAR TARİHİ : 22.05.2017

5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet etme suçundan sanık …’ın, aynı Kanun’un 63/10 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.660,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/09/2014 tarihli ve 2014/167 esas, 2014/447 sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı’nın 26/04/2016 gün ve 1400 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/05/2016 gün ve KYB. 2016 / 189036 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,
1- Sanığın üzerine atılı suçun cezasının adlî para cezası olması ve uygulanan kanun maddesi nazara alındığında, 5237 sayılı Kanunun 75. maddesi kapsamına girip ön ödemeye tabi bulunduğu, mahkemece sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- 16/09/2014 tarihli son celsede hazır bulunan sanığa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 216. maddesi uyarınca son söz verilmeyerek savunma hakkının kısıtlanmasında isabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma ihbarnamesinin (1-) numaralı bendi yönünden yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nın ön ödeme başlıklı 75. maddesi, “…(1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili;
a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,…
Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet Savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz…
(2) Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi halinde de fail, hakim tarafından yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra hükümlerine göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte ödediğinde kamu davası düşer.
(3) Cumhuriyet Savcılığınca madde kapsamına giren suç nedeniyle önödeme işlemi yapılmadan dava açılması veya dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi suretiyle madde kapsamına giren bir suça dönüşmesi halinde de yukarıdaki fıkra uygulanır…” hükümlerini amirdir.
Mahkemece sanık hakkında 5809 sayılı Kanun’un 63/10 maddesi gereği, neticeten 1660 TL adli para cezasına hükmedildiği görülmekle, adı geçen yasanın 63/10 maddesinde belirtilen suça konu sanığın eylemi, şikayetçinin rızası olmaksızın birden fazla abonelik sözleşmesi düzenlenmesidir.
Sanığın eylemine uyan ve sanık hakkında hüküm verilen 5809 sayılı Kanunun 19.02.2014 tarihinde yürülüğe giren 6518 sayılı Kanunla değişik 63/10 maddesi, “…Bu Kanunun 56. maddesinin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler bin günden beş bin güne kadar; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır…” hükmünü, yine adı geçen kanunla değişik 56.maddesi, “…Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz…” hükümleri düzenlenmiştir.
Dolayısıyla, sanığın üzerine atılı suçtan dolayı, yukarıda açıklanan yasa maddelerine göre yargılamasının yapılabilmesi için soruşturma veya kovuşturma yapılması için TCK 75. maddesinde düzenlenen ön ödeme hükümlerinin uygulanması şarttır.
Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/09/2014 tarihli ve 2014/167 esas, 2014/447 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309/4-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma gereği kararı veren hakim veya mahkemece, yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre, sanık hakkında verilen önceki hükümde belirlenmiş cezadan daha ağır olmamak üzere yeniden bir hüküm verilmesine,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma ihbarnamesinin (2-) numaralı bendi yönünden yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nın “delillerin tartışılması” başlıklı 216. maddesinde, “…Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir…” emredici hükmü ile duruşmanın bitirilmesinden önce son sözün hazırda bulunan sanığa verilmesi gerektiği düzenlenmektedir.
Başvuruya konu dosya incelendiğinde, duruşmanın karar celsesinde, savcılık makamının mütalaasından hemen sonra, başkaca araştırılacak husus kalmadığından bahisle duruşmanın bitirildiği, mütalaaya karşı huzurda bulunan sanığa son sözünün sorulmadığı, dolayısıyla kanun yararına bozma talebinin yerinde olduğu görülmüştür.
Ancak,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği (1-) numaralı bentte kabul edildiğinden, bozma kararının gereği, mahkemece yerine getirileceğinden ve yeni bir hüküm kurulacağından, dolayısıyla kanun yararına bozma içeren ihbarname içeriği konusuz kaldığından, bu bentteki kanun yararına bozma talebi hakkında bir KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 22.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.