Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2017/1817 E. 2017/3666 K. 25.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1817
KARAR NO : 2017/3666
KARAR TARİHİ : 25.04.2017

Marka hakkına tecavüz suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/05/2016 tarihli ve 2016/7528 soruşturma, 2016/4911 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Manisa 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/08/2016 tarihli ve 2016/1513 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı’nın 25/01/2017 gün ve 14726 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/02/2017 gün ve KYB. 2017- 6739 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, somut olayda şüphelinin işyerinde müşteki firmanın tescilli markasını birebir alıp kullanarak müşteki şirketin marka haklarının ihlal edildiği iddiası ile şikayet dilekçesi verilmiş olduğu, ancak şüpheliye ait işyerinde arama el koyma talebinin reddine karar verilmesi üzerine ifadesi dahi alınmadan üzerine atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de, şüphelinin dükkanında 15/05/2016 tarihinde yapılan alılverişte müşteki Beşiktaş Sportif Ürünler San. ve Tic. A.Ş adına tescilli marka ve logoların kullanıldığı forma alındığının anlaşılması karşısında, ibraz edilen delillerin 28/01/2009 tarihli ve 27124 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5833 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kararnamede Değişiklik Yapılmasında Dair Kanun’un 3. maddesiyle değişik 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kararname’nin 61/A. maddesi uyarınca yargılama yapılması için kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu gibi bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü ile kamu davasının açılmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet Savcısının, soruşturma aşamasında gerek emrindeki adli kolluk makamları ve görevlileriyle, gerekse koruma tedbirleri yoluyla re’sen veya mahkeme kararıyla şüphelilerin yakalanmasına veya delillerin ele geçirilmesine yönelik tedbirlere başvurabileceği göz önüne alındığında,
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 21/01/2009 tarihli 5833 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 556 Sayılı KHK’nın 61/A-1 maddesinde yer alan, güncel haliyle 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 30. maddesinde yer alan “marka hakkına tecavüz” suçunun unsurlarının, “Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet üretmek, satışa arz etmek veya satmak, ithal ya da ihraç etmek, ticari amaçla; satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak” olduğu, suçun oluştuğunun her türlü delille ispatının mümkün olduğu, bu hususta soruşturmaya konu olay özelinde, marka hakkına tecavüz eden daha fazla miktarda ürünün tespiti ve el konulabilmesi amacıyla Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden “arama kararı” isteminde bulunulduğu, ancak talebinin reddedildiği, bunun üzerine başkaca hiçbir araştırma yapılmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüş olmakla,
Cumhuriyet Savcısınca yeterli soruşturma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi yerinde görülmemiş,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, Manisa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/08/2016 tarihli ve 2016/1513 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-a. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin, mahallinde yerine getirilmesine, 25/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.