YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2146
KARAR NO : 2017/4085
KARAR TARİHİ : 02.05.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : 1136 Sayılı Kanuna Aykırılık, Tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Sanık hakkında tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
14.04.2011 gün ve 27905 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 23. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde “hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere sonuç olarak belirlenen 3.000 Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı” şeklinde yapılan değişiklik ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen “bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz” şeklindeki geçici 2. maddesi göz önünde bulundurulduğunda, 14.04.2011 tarihinden sonra doğrudan hükmolunan 3.000 Türk Lirası dahil adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükmünün kesin nitelikte olduğu cihetle, sanık hakkında verilen doğrudan adli para cezasının miktarına göre hükmün kesin nitelikte olması nedeniyle, temyiz taleplerinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2.Sanık hakkında 1136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suç tarihinde avukat stajyeri olan sanığın aşamalarda alınan savunmalarında atılı suçlamaları kabul etmemesi, tanık Hemit tarafından soruşturma aşamasında sanığın kendini avukat olarak tanıtmasına karşın kovuşturma aşamasında alınan beyanında bu yönde bir açıklık bulunmaması yine tanık …’ un soruşturma aşamasında alınan beyanında sanığın avukat olduğuna dair bir beyanına şahit olmaması, kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında ise sanığın avukatlık kimliğini görmediğini beyan etmesi tüm olarak değerlendirildiğinde sanığa yüklenilen suçun işlendiği hususunda şüphe oluştuğu gibi eylem sabit kabul edilse bile suç unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 02.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.