YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2328
KARAR NO : 2017/3254
KARAR TARİHİ : 10.04.2017
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizin de benimsediği 08/04/2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 karar sayılı kararında açıklandığı üzere, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında suçun mağdurunun doğrudan eser sahipleri olmayıp toplum olduğu cihetle; UYAP ortamında yapılan araştırmada benzer eylem nedeniyle sanık hakkında İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 21/12/2011 tarih ve 2010/143 Esas, 2011/187 sayılı kararı ile verilip Dairemizin 2015/5653 Esası ile 20/10/2015 tarihinde incelemesi yapılan ve bozulmasına karar verilen dava dosyasının da mevcut bulunduğunun anlaşılması karşısında;
Anılan dosyanın akıbeti araştırılarak, suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek suretiyle, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu,
Kabule göre de;
2-Sanık hakkında seyyar tezgahında bandrolsüz kitaplar ele geçtiğinden bahisle 5846 sayılı Kanun’un 81/4 fıkrası gereğince kamu davası açılıp katılan …’in şikayetçi olması üzerine sanık hakkında 71/1,81/13 fıkraları gereğince hüküm kurulmuş ise de, katılan …’e bilirkişi raporunun 07/02/2011 tarihinde gönderildiği, katılan …’in ise 22/11/2011 havale tarihli dilekçe ile sanık hakkında şikayetçi olup katılma beyanlarına ilişkin dilekçe sunduğunun anlaşılması karşısında;
5846 sayılı Kanun’un 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun ile değişik soruşturma ve kovuşturma usulünü düzenleyen 75. maddesindeki “71 ve 72. maddelerde sayılan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması şikayete bağlıdır. Yapılan şikayetin geçerli kabul edilebilmesi için hak sahiplerinin veya üyesi oldukları meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan belge ve sair delilleri Cumhuriyet Başsavcılığına vermeleri gerekir. Bu belge ve sair delillerin şikayet süresi içinde Cumhuriyet Başsavcılığına verilmemesi halinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir” şeklindeki düzenlemeye göre katılan vekilinin dava konusu materyal ile ilgili olarak 6 aylık yasal şikayet süresi içerisinde hak sahibi olduğunu kanıtlayan belgeleri ibraz etmediği ve bu nedenle sanık hakkında 5846 sayılı Kanun’un 71/1 ve 81/13. maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeden 5846 sayılı Kanun’un 81/4 maddesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi,
3-Şikayetçi Yayıncılar Meslek Birliği’nin 6 aylık yasal şikayet süresi içerisinde ele geçen eserlere ilişkin hak sahibi olduğunu kanıtlayan belgeleri ibraz etmediği gözetilmeden, anılan meslek birliğinin davaya katılmasına karar verilip lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
4-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA, sanık hakkında CMUK’nın 326/son fıkrasının gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 10/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.