YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2707
KARAR NO : 2018/9972
KARAR TARİHİ : 08.10.2018
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
1) 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine 11/01/2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile eklenen “bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmüne aykırı şekilde, sanığın savunmasının tespitine yönelik yazılan talimat üzere, talimat mahkemesince şikayet dilekçesinde bildirilen ve sanığın eski mernis adresi olan adrese öncelikle tebliğat Kanunu’nun 10. ve 21/1. maddelerine uygun şekilde tebligat yapılması gerekirken doğrudan “Mernis” ibareli çıkartılan ve Tebliğat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu gibi, talimatın bila ikmal dönmesi üzerine sanık müdafiinin 20/01/2016 tarihli dilekçesi ile sanığın son adresini bildirip bu adres itibariyle talimat yazılmasını talep ettiği halde bu yönde işlem yapılmayarak savunma hakkının kısıtlanması,
2) Ticareti terk eden tacir açısından; muhatapların haklarını korumaya yönelik olarak İİK’nun 44. maddesi ile, ticareti terk eden bir tacire; 15 gün içerisinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirme ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunma, keyfiyet Ticaret Sicili Memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazetede ve alacaklarının bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan etme ve ilan masraflarını da ödeme yükümlülükleri yüklenmiş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı olarak İİK’nun 337/a maddesinde düzenlenen takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun;
a) İİK’nın 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması,
b) Mal beyanın da mevcudun eksik gösterilmiş olması
c) Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi,
d) Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi, şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşullarında (alacaklının zarar görmesi ve borçlunun tacir olması) gerçekleşmesi halinde oluşacağı konusunda gerek uygulamada gerek öğretide herhangi bir duraksamanın mevcut olmaması ve somut olayımızda bu eylemden dolayı şikayetçinin zarar gördüğünün dosya içeriğinden anlaşılması karşısında; öncelikle borçlu şirketin kayıtlı olduğu Vergi Dairesi Müdürlüğünden şikayet tarihi itibariyle en son verilen KDV, Muhtasar, Geçici vergi beyanname örnekleri getirtilerek incelenip delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle İİK’nun 337/a maddesine aykırılık suçunun oluşup oluşmadığına karar verilmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile yetinilerek yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
3) Sanık müdafiinin, sanığın ticarethanesinin yağmalandığını iddia ederek bu iddia ile ilgili Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2015/141 Esas sayılı dosyasının halen derdest olduğu, sanığın ticareti usulsüz terk etme kastının bulunmadığı yönündeki 18.03.2016 tarihli temyiz dilekçesi içeriği nazara alındığında ilgili dava dosyasının akıbeti sorulup araştırılarak ve temyiz beyanları ile ilgili kamu davası dosyasının birbiriyle örtüşüp örtüşmediği karar yerinde tartışılarak sanığın durumunun takdiri zorunluluğu,
Kabule göre de;
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin aynı Kanun’un 337/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nun 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye kısmen uygun olarak HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.