Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2018/251 E. 2018/10211 K. 11.10.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/251
KARAR NO : 2018/10211
KARAR TARİHİ : 11.10.2018

MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, Tazminat Talebinin Reddi

Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre,
1. Gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçuna ilişkin kurulan hükme yönelik incelemede,
İİK’nın 89/4. maddesine göre “üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü karşısında, birinci haciz ihbarnamesine sanık vekili tarafından itiraz edilmiş olup, vekilinin beyanından dolayı asilin sorumlu tutulamayacak olması nedeniyle suçun yasal unsurları oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin aynı Kanun’un 338/1. maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nun 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
2. Tazminat isteminin reddine ilişkin olarak yapılan incelemede,
İİK’nın 89/4. maddesine göre “üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü karşısında, şikayet dilekçesi içeriği incelendiğinde 4. bendinde, şikayetçi vekilinin 3. şahıs şirketin asıl borçlu şirkette olan alacağı kadar tazminata mahkum edilmesi isteminde bulunduğunun anlaşıldığı, bu nedenle yargılamaya devam edilerek, asıl borçlu ile alacaklı arasındaki Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/953 Esas sayılı dava dosyası ile açılan menfi tespit davasının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılarak sonucuna göre hukuki durumun takdiri yerine hatalı gerekçe ile eksik kovuşturma ile yazılı şekilde tazminat talebinin reddine karar verilmesi,
Kabule göre de;
İİK’nın 89/4. maddesi kapsamında tazminat talep edilen davalı şirketin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi,
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 11/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.