Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2018/3326 E. 2018/6498 K. 29.05.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3326
KARAR NO : 2018/6498
KARAR TARİHİ : 29.05.2018

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29/01/2018 tarihli ve 2017/2433 soruşturma, 2018/76 esas, 2018/66 sayılı iddianamenin iadesine dair Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/02/2018 tarihli ve 2018/65 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin 20/02/2018 tarihli ve 2018/48 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 08/05/2018 gün ve 94660652-105-18-3399-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/05/2018 gün ve 2018/41302 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
14/06/1989 tarihli 3574 sayılı Kanun’a değişik 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun “Firar ve cezası” başlıklı 66. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “1) Aşağıda yazılı askeri şahıslar bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur: a) Kıt’asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşanlar, b) Kıt’asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenler,” şeklindeki düzenleme karşısında, Çankırı 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı 1. Mekanize Piyade Taburu emrinde piyade er asker olarak hizmetini ifa eden şüphelinin 13/03/2017 tarihinde sevk edildiği Çankırı devlet Hastanesinden aynı gün birliğine dönmeyerek firar ettiği ve halen birliğine katılmadığı anlaşılmakla, şüphelinin sevk edildiği hastaneden ayrıldığı anlaşılan 13/03/2017 tarihinden itibaren 6 gün sonrasında firar suçunu işlemiş olduğu cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 29/01/2018 tarihli iddianamenin başlığında sevk maddesi olarak belirtilen 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 66/1-b maddesinin bulunduğu ve 1632 sayılı yasanın 66/1-b maddesinin “izin tecavüzü” suçuna yönelik olduğu, zira iddianame anlatımına bakıldığında ise sanığın 13/03/2017 tarihinde gönderildiği Çankırı Devlet Hastanesinden aynı tarihte dönmesi gerekirken dönmeyerek firar ettiğinin ve firar suçunun 1632 sayılı yasanın 66/1 maddesinde düzenlendiğinin belirtilerek, 66/1-b bendinin yasa metninin anlatıldığı, bu haliyle firar suçundan bahsedilmesine karşın sevk maddesinin 1632 sayılı yasanın 66/1-a maddesi yerine 66/1-b maddesi olarak gösterilerek ve yine sonuç kısmında da firar suçundan cezalandırılmasının talep edilerek, hem izin tecavüzü hem de firar suçunun belirtilerek çelişkiye sebebiyet verildiği, ayrıca iddianame anlatımı incelendiğinde iddianamede hangi hususların yer alması gerektiğinin 5271 sayılı CMK nın 170. maddesinde açıkça belirtilmiş olmasına rağmen sanığın eyleminin anlatılmaya başlandığı ilk paragrafın hemen alt kısmından itibaren uzunca iddianamenin neden iade edilemeyeceğinin anlatılmaya başlandığı, bu hususların mahkemece iade olunması halinde itiraz gerekçeleri olarak yazılabilecek hususlar olmasına karşın mahkemece henüz değerlendirme dahi yapılmadan bu hususların iddianamede anlatılmasının nedeninin anlaşılamadığı gibi hukuka uygun da bulunmadığı, iddianamenin taraflara ulaştığında hangi hususlardan dava açılarak, yargılamanın hangi eylemlere yönelik olduğunun taraflarca anlaşılması gerektiği, oysa eylemden ziyade uzunca iade hususundan bahsedilmesinin taraflara iddianame ulaştığında anlamsal güçlük ve karışıklıklara da sebebiyet verebileceği değerlendirilerek iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174’üncü maddesinde düzenlenen iddianamenin iadesi kurumuyla, iddianamedeki noksanlıkların giderilmesinin amaçlandığı, bu kapsamda kovuşturma aşamasında mahkemenin zaman kaybetmemesinin, böylece soruşturma gereğince tamamlanmadan dava açılmasının sakıncalarının, duruşmaların uzamasının ve ertelenmesinin önlenmesine yönelik olduğu, sonucuna ulaşılmaktadır. Ancak hukuki nitelendirmeye tabi hususlar, mahkemece toplanabilecek deliller iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacaktır. Mahkeme sanığın eyleminin hukuki nitelendirmesini yapacak olmakla birlikte şüpheliye yüklenen “Firar” suçunda, temadinin sona erdiği tarihin belirlenebilmesi için yakalama veya teslim olma tarihini gösteren belgenin aslının veya onaylı örneğinin soruşturma dosyasında bulunmasının gerektiği, kesintinin sona erdiği tarihin tespiti ve buna dair delillerin toplanması gibi hususların firar suçunda sübut ve uygulamaya doğrudan etkili olmaları ve mevcut soruşturma dosyasında bu hususlara ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığının anlaşılması karşısında;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu gerekçeyle yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 29/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.