YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3657
KARAR NO : 2018/10454
KARAR TARİHİ : 17.10.2018
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Şikayete konu davaya dayanak olan icra takip dosyasına göre, alacaklı … borçlu sanık … hakkında nafaka alacağına bağlı olarak ilamlı icra yoluyla 02/05/2011 tarihinde takip başlatmıştır. Takip devam ederken alacaklı … 03/08/2011 tarihinde nafaka alacağını şikayetçi …’e devretmiştir. Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, sanık … tarafından açılan ve Bakırköy 3. Aile Mahkemesinin 2012/198 Esas sayılı dava dosyası üzerinden görülen menfi tespit davası neticesinde, sanığın …’a borcunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında görülmekte olan tasarrufun iptali davası ise, davacı …’in davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddi ile sonuçlanmıştır. Yine dosya arasında bulunan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26/11/2013 tarih, 2013/10911 Esas ve 2013/17723 Karar sayılı ilamında da, yapılan temlikin iptaline ilişkin hüküm getirilmediği üzere takibin devamına engel bir durumun bulunmadığı belirtilmiştir.
Yapılan açıklamalar karşısında, işin niteliği gereği nafaka alacaklarının bir başkasına temlikinin mümkün bulunmadığı göz önünde bulundurularak, Bakırköy 3. Aile Mahkemesinin 2012/198 Esas sayılı dosyası incelenerek ve sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ifade ettiği üzere taraflar arasındaki temlik sözleşmesinin geçersiz kılındığına ilişkin Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/360 Esas sayılı dosyasının akıbeti araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
1- Sanık hakkında neticeten hükmedilen 5 ay hapis cezasının TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi ile ulaşılan gün karşılığının kararda açıkça gösterilmemesi
2- Dairemizin 25.04.2017 tarih, 2015/23620 Esas ve 2017/3637 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olmasına rağmen 5237 sayılı TCK’da “cezaların toplanması” kuralına yer verilmediği, 5275 sayılı C.G.T.İ.K’nın 99. maddesi uyarınca hükmolunan her bir cezanın ayrı ayrı bağımsızlıklarını koruduğu gözetilmeden, sanık hakkında uygulanan cezaların toplanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.