YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3664
KARAR NO : 2018/11678
KARAR TARİHİ : 12.11.2018
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
I- Sanık …’nın temyizine yönelik yapılan inceleme,
Sanığın duruşmada bildirdiği adresine 03/12/2015 tarihinde tebliğ olunan kararı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra 11/12/2015 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
II- Sanık …’nın temyizine yönelik yapılan inceleme,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ticareti terk eden tacir açısından; muhatapların haklarını korumaya yönelik olarak İİK’nun 44. maddesi ile, ticareti terk eden bir tacire; 15 gün içerisinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret sicilin memurluğuna bildirme ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunma, ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan etme ve ilan masraflarını da ödeme yükümlülükleri yüklenmiş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı ise İİK’nun 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun;
1- İİK’nın 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması,
2- Mal beyanında mevcudun eksik gösterilmiş olması,
3- Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi,
4- Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının zarar görmesi ve borçlunun tacir olması gibi…) gerçekleşmesi halinde oluşacağı konusunda gerek uygulamada gerek öğretide herhangi bir duraksamanın mevcut olmaması ve somut uyuşmazlıkta bu eylemden dolayı şikayetçinin zarar gördüğünün dosya içeriğinden anlaşılması karşısında; öncelikle borçlu ticaret şirketinin kayıtlı olduğu Vergi Dairesi Müdürlüğünden 2012 ve 2013 yıllarına ait tüm vergi beyanname örnekleri getirtilerek incelenip, şikayetin süresinde olup olmadığı tespit edilerek delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1- Anayasanın 141, CMK’nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine imkan verecek biçimde olması gerekir. Yargıtay’ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için, mahkemece ulaşılan vicdani kanı kapsamında sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 50. ile 51. maddelerinde düzenlenen seçenek yaptırımlara çevirmeme ve ertelememe nedenlerinin kanuni bağlamda tartışılması gerekirken anılan kanunun 51. maddenin tartışılmaması 50. maddenin ise yasal ve yeterli gerekçe olmaksızın uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2- Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığa İİK’nun 354. maddesi gereği şikayetçinin şikayetten vazgeçmesi veya borcun ödenmesi halinde davanın ve bütün neticeleriyle beraber cezanın düşeceğinin hatırlatılması gerekirken, İİK’nun 354. maddesinin özel hüküm niteliğinde olduğu gözetilmeden, TCK’nın 51. maddesi de uygulanmadığı halde sanıklar hakkında verilen cezanın TCK’nun 51/2 maddesi gereği mağdurun uğradığı zarar kapsamında olmak üzere icra takip dosyasında belirtilen alacak ve ferileri ödeninceye kadar cezanın infaz kurumunda infazına, şartın yerine getirilmesi halinde tahliyelerine karar verilmesi,
3- Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53.maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmemesi,
4- 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin aynı Kanun’un 337/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nun 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın aynı Kanun’un 325. maddesi uyarınca hükmü temyiz edemeyen sanık …’ya sirayetine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 12/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.