YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/4334
KARAR NO : 2018/10483
KARAR TARİHİ : 17.10.2018
Askeri eşyayı kaybetmek suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/11/2017 tarihli ve 2017/173418 soruşturma, 2017/85521 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 29/01/2018 tarihli ve 2018/598 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 18/06/2018 gün ve 94660652-105-06-2488-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/06/2018 gün ve 2018/54492 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, şüpheli … hakkında birliğinde askerlik hizmetini ifa ettiği sırada FETÖ/PDY terör örgütü mesubu teröristlerce gerçekleştirilen 15 Temmuz başarısız darbe girişimine fiilen iştirak ettiğinden bahisle Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/107 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, bununla birlikte şüphelinin 15/07/2016 gecesi elinde silah olduğu halde kışla dışarısına çıktığı ve o günden sonra silahın bir daha bulunamadığı gerekçesi ile askeri eşyayı kaybetmek suçundan yürütülen soruşturma sonunda ise, şüphelinin kasten iradi bir fiili olmadığından suçun yasal unsurları oluşmadığı, şüpheli hakkında anayasayı ihlal suçundan kamu davası açıldığı, silahın amacı dışında kullanılmasının bu suçun ağırlaştırıcı unsurlarından olduğu ve ikinci kez cezalandırılmayacağı gerekçeleri ile kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği görülmekle; 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 130. maddesinde düzenlenen askeri eşyayı özürsüz kaybetmek” suçunun oluşabilmesi için failin gerekli dikkat ve özeni göstermeden üzerine zimmetli askeri eşyayı bir şekilde kaybetmesi gerektiği, suçun manevi unsurunun taksir aşamasında kaldığı ve kasten işlenen suçlardan olmadığı, diğer taraftan şüphelinin Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen kamu davasında cezalandırılmasına dair henüz bir karar da bulunmadığı ve bu aşamada ikinci kez cezalandırılmasından da söz edilemeyeceği, dolayısıyla soruşturma dosyası kapsamına göre mevcut delillerin şüpheliye atılı suçtan kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, bu delillere ve suçun unsurlarına yönelik takdir ve değerlendirilmenin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yukarıda sözü edilen kanuni düzenlemeler karşısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 29/01/2018 tarihli ve 2018/598 değişik iş sayılı kararının CMK’nun 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, 17/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.