YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/5599
KARAR NO : 2018/12414
KARAR TARİHİ : 26.11.2018
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
İİK’nun 345/a maddesindeki suçun oluşabilmesi için, aynı Kanun’un 179 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376. (6762 sayılı TTK’nun 324.) maddesinde öngörülen koşullarda şikayet tarihi itibariyle şirketin aktif ve pasif durumu belirlenerek, sonucuna göre şirketin iflasının istenmesi şartlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği cihetle, öncelikle borçlu şirkete ait ticari defterler, kayıtlar ve banka hesapları üzerinde defterlerde gösterilmeyen kesinleşmiş icra takip dosyalarının borçları da pasife dahil edilecek ve defterlerdeki kaydi olarak gösterilen mal varlıklarının mevcut bulunup bulunmadığı da araştırılacak şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılıp, şartları oluştuysa ilk kez hangi tarihte borçlu sermaye şirketinin iflasının istenmesi gerektiği tespit edilip bu tarih itibariyle sanıkların, yetki durumu ve şikayetin süresinde olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre hukuki durumlarının takdiri gerekirken, sadece 2011 yılına ait bilanço kayıtlarını esas alarak tespit eden yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de,
1)02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin aynı Kanun’un 345/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nun 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
2)Sanık hakkında verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilirken 5237 sayılı TCK’nun 50/1-a maddesinin gösterilmesi gerekirken aynı Kanun’un 50. maddesinin gösterilmesi,
3)İflas istememek suçundan hakkında mahkumiyet hükmü kurulması sebebiyle ekonomik durumunun iyi olmadığının kabulü gereken sanık hakkındaki hapis cezasının paraya çevrilmesinde, yeterli ve açıklayıcı gerekçe gösterilmeksizin bir gün karşılığı adli para cezasının azami hadden tayin edilmesi suretiyle T.C. Anayasasının 141/3. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye kısmen uygun olarak HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 26/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.