YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/6501
KARAR NO : 2018/12281
KARAR TARİHİ : 22.11.2018
Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’ın, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Antalya 4. İcra Ceza Mahkemesinin 27/12/2017 tarihli ve 2017/1000 Esas, 2017/1356 Karar sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 14/09/2018 gün ve 94660652 – 105 – 07-9396-2018- Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/09/2018 gün ve KYB. 2018/76877 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlâl suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekâlet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiğinden, 09/11/2016 tarihli taahhütnamede tebligat gideri, tahsil harcı ve peşin harcın ayrı ayrı rakamsal olarak gösterilmediği, taahhüt tarihinden son taksit tarihine kadar işleyecek faizin taahhüt tutanağında gösterilmediği gibi, alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı, bu nedenlerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmemesi nedeniyle belirsizlik bulunduğundan taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
09/11/2016 tarihli taahhüt tutanağı incelendiğinde, toplam dosya masrafı olarak 967,55 TL gösterildiği, tebligat giderinin bu masraf içerisinde yer aldığı, borçlunun ödemekle yükümlü olduğu tahsil harcının 2.007,18 TL olarak gösterildiği, alınan peşin harcın icra takibine başlanması için alacaklı tarafından ödenmesi ve takip sonunda alacaklıya iade edilecek olması nedeniyle borçlu ile bir ilgisinin bulunmadığı, ayrıca işlemiş ve işleyecek faiz miktarlarının da ayrı ayrı gösterildiğinin anlaşılması karşısında, alınan taahhütte bir belirsizlik bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 22/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.