Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2018/6811 E. 2018/12382 K. 26.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/6811
KARAR NO : 2018/12382
KARAR TARİHİ : 26.11.2018

4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’a muhalefet suçundan şüpheli … ve diğerleri haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11/12/2017 tarihli ve 2017/7540 soruşturma, 2017/5807 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabülü ile soruşturmanın genişletilmesine ilişkin Çanakkale Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/03/2018 tarihli ve 2018/1070 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 09/05/2018 gün ve 5921 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/05/2018 gün ve KYB.2018/41392 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan İhbarnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173/1. maddesinde yer alan, “Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca anılan karara karşı müşteki Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 15 günlük itiraz süresi bulunduğu, söz konusu kararın 21/12/2017 tarihinde müşteki kuruma tebliğ edilmesine rağmen 15 günlük yasal süre geçtikten sonra 13/02/2018 tarihinde müşteki tarafından itiraz edildiği anlaşılmakla, itirazın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmuştur.
Dairemizin 10.09.2018 tarih ve 2018/3321 Esas, 2018/8606 sayılı kararıyla;
Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11/12/2017 tarihli ve 2017/7540 soruşturma, 2017/5807 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın 21/12/2017 tarihinde müşteki kuruma tebliğ edilmesine rağmen müşteki kurum tarafından söz konusu karara karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173/1. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçtikten sonra 13/02/2018 tarihinde itiraz edildiği, bu nedenle itirazın süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Çanakkale Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/03/2018 tarihli ve 2018/1070 değişik iş sayılı kararının CMK’nun 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, şüpheliler hakkındaki soruşturmanın genişletilmesine dair kararın kaldırılmasına, oy birliğiyle karar verilmiştir.
I-İTİRAZ NEDENLERİ :
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 14.10.2018 tarih ve KD- 2018/41392 sayılı yazısı ile;
İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin Çanakkale Sulh Ceza Hâkimliğinin verdiği kararın Özel Dairece kanun yararına bozulması karşısında, anılan kararın CMK’nun 223. maddesine göre davanın esasını çözen bir karar olup olmadığının tespitine, başka bir ifadeyle bozmanın 5271 sayılı CMK’nun “309/4-d” maddesi gereğince yapılıp yapılamayacağına ilişkindir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 ve 310. maddelerinde düzenlenen kanun yararına bozma kurumu; hâkim veya mahkemelerce verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan olağanüstü bir yasa yoludur. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasında, kanun yararına bozma sonrası yapılacak işlemler, bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ve bozma kararının etkileri, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrım yapılarak ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Düzenlemede; kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama saptanırken, öncelikle “karar” ve “hüküm” ayrımı gözetilmiş ayrıca mahkumiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür.
5271 sayılı Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasında, kanun yararına bozma sonrası yapılacak işlemler, bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ve bozma kararının etkileri, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrım yapılarak ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Bozma nedenleri; 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 309. maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için, verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca kararı veren hakim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkumiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, “tekriri muhakeme” yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir. 4’üncü fıkranın (d) bendi gereğince bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde, cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip, gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir.
Görüldüğü üzere, bir karar veya hükmün kanun yararına bozulmasının ilgili aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, bozma sonrasında kararı veren hâkim veya mahkemece yeni bir inceleme, araştırma ve yargılama yapılıp yapılmayacağı, hangi hallerde Yargıtay’ın doğrudan hükmetme yetkisinin bulunduğu maddede sıralı ve ayırıcı biçimde düzenlenmiştir. Kanuni düzenleme ile kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama belirlenirken “karar” ve “hüküm” ayrımı gözetilmiş, ayrıca mahkumiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinde mahkemece verilen kararlardan hangilerinin hüküm olduğu açıklanmıştır. Buna göre; “mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararları” birer hüküm olup itiraza konu olan itirazın kabulüne ilişkin karar 5271 sayılı Kanun çerçevesinde hüküm olarak değerlendirilemez. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Çanakkale Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen itirazın kabulüne ilişkin karar, 5271 sayılı CMK’nun 223 üncü maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karar olduğundan aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkimlik tarafından yeniden karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle Özel Dairece 5271 sayılı CMK’nun 309/4-a maddesi yerine 309/4-d maddesi uyarınca karar verilmesi yasaya aykırı görülmüştür.
SONUÇ VE İSTEM :“Açıklanan gerekçelerle; 1-) Dairenizin, 10.09.2018 gün ve 2018/3321 esas, 2018/8606 sayılı kararının kaldırılması, 2-) Çanakkale Sulh Ceza Hâkimliğinin 30.03.2018 tarihli ve 2018/1070 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca kanun yararına bozulmasına ve “müteakip işlemlerin mahallinde itiraz mercii tarafından yerine getirilmesine” karar verilmesi, Yüksek Daireniz aksi kanaatte ise dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- KARAR
Her ne kadar, Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11/12/2017 tarihli ve 2017/7540 soruşturma, 2017/5807 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabülü ile soruşturmanın genişletilmesine ilişkin Çanakkale Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/03/2018 tarihli ve 2018/1070 değişik iş sayılı kararın, CMK’nun 223. maddesine göre davanın esasını çözen bir karar olmadığı aşikar ise de;
18.10.1982 tarihinde kabul edilip 09.11.1982 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesi uyarınca , “davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi” olarak belirtilmesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı yerinde görülerek itirazın kabulü ile kararın CMK’nun 309/4-a maddesi uyarınca bozulup müteakip işlemlerin mahalline bırakılması halinde dahi, kararı veren hakim veya mahkemece yapılması gerekli inceleme ve araştırmanın bulunmaması, itirazın süresinde yapılmadığının hesaplanmasında mahkeme hakimince yalnızca takvime bakılarak karar verilmesi gerektiğinin açık oluşu, bu tespitin yerel mahkeme hakimi yerine ceza muhakemesinde kıyas olanağının bulunduğu da gözetilerek dairemizce yapılmasının usul ekonomisi ile de örtüşmesi karşısında; itiraza konu kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından,
Dairemizin 10/09/2018 tarih ve 2018/3321 Esas, 2018/8606 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE,
6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.