YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/7240
KARAR NO : 2018/12231
KARAR TARİHİ : 21.11.2018
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/04/2018 tarihli ve 2018/10128 soruşturma, 2018/2988 Esas, 2018/2269 Karar sayılı iddianamenin iadesine dair Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/04/2018 tarihli ve 2018/232 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/04/2018 tarihli ve 2018/558 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 15/10/2018 ve 94660652-105-54-8043-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/10/2018 gün ve KYB. 2018/84816 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Her ne kadar şüpheli hakkında düzenlenen iddianamenin,”…1632 sayılı Kanun’un 63. maddesinde kendiliğinden gelmesi, yakalanması ve idarî para cezasının kesinleştikten sonra kendiliğinden gelmesi ya da yakalanmasına kadar geçen süre için farklı cezaların öngörüldüğü, şüphelinin hangi süre içinde yakalandığı veya geldiği hususunun iddianamede yer almadığı, zorunlu yasal unsurları içermediğinden” bahisle iadesine karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hâllerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, anılan Kanun’un 174/2. maddesinde suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianamenin iade edilemeyeceğinin düzenlendiği, yine söz konusu Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, somut olayda yoklama kaçağı kalmak suçu nedeniyle şüpheliye 30/11/2017 tarihinde tebliğ edilen idarî para cezasının itiraz edilmeden kesinleşmesini müteakip jandarma ve polis tarafından yapılan uygulamalarda yakalanan şüpheliye 24/12/2017 ve 16/02/2018 tarihlerinde askerlik işlemlerini tamamlaması için en yakın askerlik şubesine başvurması konusunda tebligat yapıldığı, askerlik işlemlerini tamamlamamış olması nedeniyle 20/03/2018 tarihinde hakkında suç dosyası tanzim edilen şüphelinin eyleminin 1632 sayılı Kanun’un 63/1-d-son maddesine uyduğu gerekçesiyle dava açıldığı, 5271 sayılı Kanun’un 174/2. maddesi gereğince suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianamenin iade edilemeyeceği, yargılama aşamasında davayı gören mahkeme tarafından şüphelinin ele geçirilmesi ilgili durumun askerlik şubesinden sorularak öğrenilebileceği, bu durumun suçun sübutuna etki eden mutlak delil niteliği taşımadığı gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yukarıda sözü edilen kanuni düzenlemeler karşısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/04/2018 tarihli ve 2018/558 değişik iş sayılı kararının CMK’nun 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesinde yerine getirilmesine, 21/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.