Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2018/8291 E. 2019/12436 K. 09.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/8291
KARAR NO : 2019/12436
KARAR TARİHİ : 09.10.2019

5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet suçundan sanık …’ın anılan Kanun’un 63/10 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/2. maddeleri gereğince 1.000,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/11/2014 tarihli ve 2014/454 esas, 2014/992 sayılı kararı ile anılan kararı müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/01/2018 tarihli ve 2017/484 esas, 2018/83 esas sayılı kararına konu 5809 sayılı Kanun’a muhalefet suçunu işlediğinden bahisle, dosyanın yeniden ele alınarak, yapılan yargılama neticesinde, 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasına, 5809 sayılı Kanun’un 63/10, 5237 sayılı Kanun’un 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 820,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/05/2018 tarihli ve 2018/474 esas, 2018/626 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 28/11/2018 gün ve 94660652-105-35-13039-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/12/2018 gün ve KYB 2018-98160 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
1- İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/11/2014 tarihli ve 2014/454 esas, 2014/992 sayılı kararı bakımından yapılan değerlendirmede;
Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 05/06/2017 tarihli ve 2016/14662 esas, 2017/5322 karar sayılı ilâmı ile de belirtildiği üzere, müştekinin bilgisi dışında nüfus cüzdanı fotokopisi ve kimlik bilgilerini kullanıp müşteki adına imza atarak sahte cep telefonu aboneliği sözleşmesi düzenlediğinden bahisle sanığın mahkûmiyetine karar verilmişse de, söz konusu abonelik sözleşmesinde sanık …’ın ismini ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını içeren bir kaşe ve bir imza bulunduğu, sanığın bahse konu kaşenin kendi şirketine ait olmadığını, sözleşmenin kendisi tarafından düzenlenmediğini ifade ederek, üzerine atılı bulunan suçlamayı kabul etmediği ve dosyada mevcut 21/04/2014 tarihli bilirkişi raporu ile de bahse konu sözleşmede yer alan imzanın da sanığa ait olmadığının belirtildiği, yargılama aşamasında da sanık aleyhine bir delil elde edilemeden, gerekçeli kararda atılı suçu adı geçen sanığın işlemiş olduğuna dair hiçbir delil ve gerekçeye yer verilmeden mahkûmiyet kararı verildiği cihetle, somut hiçbir delile dayanmadan ve gerekçe gösterilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
2- İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/05/2018 tarihli ve 2018/474 esas, 2018/626 sayılı kararı bakımından yapılan değerlendirmede;
A- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesinde yer alan ” Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar….” şeklindeki hüküm gereğince, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararının 18/12/2014 tarihinde kesinleştiği ve 5 yıllık denetim süresinin 18/12/2019 tarihinde dolduğu, ihbara konu Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/01/2018 tarihli ve 2017/484 esas, 2018/83 esas sayılı kararına konu suç tarihinin ise 23/02/2012 olduğu dikkate alındığında, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının koşulları oluşmadığı halde hükmün açıklanmasına karar verilmesinde,
B- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, aynı Kanun’un 231/11. maddesi hükmü uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği gözetilmeden, denetim süresi içerisinde suç işlediği anlaşılan sanık hakkında hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, bu hususa riayet edilmeyerek 5237 sayılı Kanun’un 62/1. maddesinin uygulanması suretiyle sanık hakkında hükmedilen adlî para cezasının miktarının değiştirilerek karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda suçtan doğrudan doğruya zarar görenin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu olduğu, İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/11/2014 tarihli ve 2014/454 esas, 2014/992 Karar sayılı dosyasında suçtan zarar gören kurum dava ve duruşmalardan haberdar edilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştirilmesinin yapıldığı, ihbar üzerine yeniden ele alınarak İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/05/2018 tarihli ve 2018/474 Esas, 2018/626 Karar sayılı dosyasından kurulan hükmün ise bu nedenle hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesi’ nin 27/11/2014 tarih, 2014/454 Esas, 2014/992 Karar sayılı ilamı ile 5809 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; anılan karar ile sonuçlanan muhakemede suçtan zarar gören Bilgi ve Teknoloji İletişim Kurumu’na davanın ihbar olunmaması ve gerekçeli kararın adı geçen kuruma tebliğ edilmemesi karşısında, 27/11/2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmediği anlaşılmakla;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (1) no’lu kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/05/2018 tarihli ve 2018/474 esas, 2018/626 sayılı kararının hukuki değerden yoksun olması nedeniyle kanun yararına bozma isteminin (2-A,B) no’lu nedenleri yönünden bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, 09/10/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.