Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2019/14000 E. 2019/10815 K. 10.07.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/14000
KARAR NO : 2019/10815
KARAR TARİHİ : 10.07.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, suçtan zarar gören Gümrük İdaresi vekilinin, UYAP sistemi üzerinden gönderdiği 07/06/2018 havale tarihli temyiz dilekçesi ile hükmü temyiz ettiği belirlenerek dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre 5271 sayılı CMK’nin 260/1. maddesi gereğince katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan ve davadan haberdar edilmeyen Gümrük İdaresi’nin temyiz dilekçesinin içeriğine göre CMK’nin 237. ve devamı maddeleri gereğince kamu davasına katılmasına karar verilerek yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Suçtan doğrudan zarar gören Gümrük İdaresine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 234/1-b/1. maddesi uyarınca davadan haberdar edilip duruşma günü bildirilmeden yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulması,
2- Gümrük kaçakçılığı suçlarında korunan hukuki yarar; Devletin egemenlik hakkının bir kısmı olarak ortaya çıkan kendi milli sınırları dahilindeki her türlü eşya giriş ve çıkışını kontrol etme ve düzenleme yetkisidir. Anılan fiiller ile devletin söz edilen egemenlik hakkının ihlali ile birlikte vergilendirme hakkı ve mali yararlarının da ihlal edildiği kuşkusuzdur. Verginin ise devletin kamu hizmetlerinin finanse etmek için toplumu oluşturan kişilerden zorunlu olarak alınan ekonomik değerler olduğu nazara alındığında gümrük kaçakçılığı suçlarının vergi kaybına sebep olması sonucu, kamu hizmetlerinin finansmanında güçlükler doğacağı muhakkaktır. Bu itibarla, gümrük kaçakçılığı suçlarının mağdurunun da devletin yürüttüğü kamu hizmetlerinden yararlanan bireylerden oluşan toplum olduğu cihetle;
UYAP ortamında yapılan araştırmada; sanık hakkında 21.05.2013 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine Karşıyaka 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nce verilen 25.09.2014 tarih ve 2013/299 Esas ve 2014/391 Karar sayılı kararı ile verilip aynı gün incelemesi yapılan ve bozulmasına karar verilen Dairemizin 2019/12523 Esasında kayıtlı olan dava dosyasının da mevcut bulunduğunun anlaşılması karşısında,
Anılan dava dosyası getirtilip mümkünse birleştirilip suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek sureti ile sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK’nin 43/1. maddesi uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu,
Kabule göre de;
1- Gün adli para cezasının bir gün karşılığının belirlenmesi sırasında uygulama maddesi olan TCK’nin 52. maddesinin 2. fıkrasının gösterilmemesi suretiyle CMK’nin 232/6. maddesine aykırı davranılması,
2- Suça konu gümrük kaçağı ürünlerin 5607 sayılı Kanun’un 13/1. maddesi delaletiyle TCK’nin 54/4. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
3- Atılı suçun niteliğine göre suçtan zarar görmeyen Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun davaya katılmasına karar verilerek lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
4- Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 19.04.2013 yerine 05.11.2013 olarak yazılması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak, BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 10.07.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.