YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/16559
KARAR NO : 2020/9507
KARAR TARİHİ : 02.07.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanık müdafii, yokluğunda verilen kararın sanığa tebliğ edilmediğini, 07/05/2015 tarihinde bizzat sanığa yapılan tebligat işlemindeki imzanın sanığa ait olmadığını öne sürmüş olup, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi-Adli Belge İnceleme Şubesi’nin 20/07/2015 tarihli ve 2015/58141/6187 sayılı raporunda “İnceleme konusu tebliğ mazbatasında …’e atfen atılı imzanın teşhise götürecek önemli materyal içermeyen, basit tersimli ve gramalardan ibaret imza olması nedeniyle aidiyetinin bu meyanda sorulduğu üzere …’in eli ürünü olup olmadığı hususunun tespit edilemediği” bildirildiği ve görünüşe göre de dosyada mevcut sanığa ait imzalar ile tebligat belgesindeki imzanın benzemediği gözetilerek sanığa yapılan tebligat işlemi usulsüz bulunduğundan sanık müdafiinin eski hale getirme talebi yerinde görülüp öğrenme üzerine yapılan 04/06/2015 günlü temyiz inceleme talebinin yasal süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin lehe hükümler içerdiği, yine 5607 sayılı Kanun’un 5. maddesinde 7242 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile yapılan değişiklik ile kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, suça konu eşyanın gümrüklenmiş değeri bilirkişi vasıtasıyla tespit edilerek, 5237 sayılı TCK’nin 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun’un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12/2. madde gereğince değişen ve lehe sonuç doğuran kanun maddelerinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının yerel mahkemece saptanması ve sonucuna göre yeniden hüküm kurulması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.