YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/29140
KARAR NO : 2019/12173
KARAR TARİHİ : 03.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Haksız Rekabet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Bilgisayar mühendisi olan ve katılan şirkette işveren vekili sıfatıyla görev yapan sanığın; katılan şirket tarafından kendisine tahsis edilen bilgisayar vasıtasıyla, şirketin ana bilgisayarına bağlanarak şirkete ait gizli bilgileri izinsiz olarak harici harddiske kopyaladığı ve bu eylemi nedeniyle iş akdinin 05.01.2010 tarihinde fesh edilip sanığın işten çıkarıldığı yönündeki şikayet üzerine, sanık hakkında 03.08.2010 tarihli iddianame düzenlenip yapılan yargılama sonucunda haksız rekabet suçundan mahkumiyet kararı verilmişse de,
Sanık hakkında şikayet dilekçesinin verildiği 28.01.2010 tarihi itibariyle sanığın harddiske aktardığı bilgilerden haksız yere faydalandığının veya başkalarına yaydığının tespit ve iddia edilmemesi, sanığın katılan şirketteki iş akdinin fesh edilmesinden yaklaşık 6 ay sonra kurduğu şirkette bu bilgileri kullanmış olması halinde dahi katılanın şikayetinin, bu yöndeki sonraki eylemleri kapsamayacağı, suç tarihi itibariyle sanığın üzerine yüklenen “katılan şirkete ait ticari bilgileri izinsiz kopyalamaktan” ibaret eylemin Türk Ticaret Kanununda düzenlenen haksız rekabet suçu olarak tanımlanamayacağı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yerinde görülmeyen gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, Kabule göre de;
1) Haksız Rekabet suçuna ilişkin cezai yaptırımları düzenleyen (Mülga) 6762 sayılı Kanun’un 64 maddesi “58 inci madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikayeti üzerine ceza mahkemesince bir aydan bir yıla kadar hapis veya beş yüz liradan on bin liraya kadar adli para cezasiyle veya her ikisiyle birlikte cezalandırılırlar.” hükmünü amir iken, 14.01.2011 tarih ve 27846 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nın 62/1-b maddesi ile, “56 ncı madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılırlar” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Bu açıklamaya göre;
Suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun, bu suçun karşılığında öngörülen yaptırıma dair farklılıklar arz ettiği göz ardı edilerek sanık hakkında her iki Kanun’un da hükümleri ayrı ayrı uygulanmak ve tüm sonuçlarıyla birlikte karşılaştırılmak suretiyle lehe olan ceza normunun uygulanması gerekirken mahkemece bu hususta hiçbir değerlendirme yapılmaksızın sanığın 6102 sayılı Kanun’a göre mahkumiyetine karar verilmesi,
2) 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinde düzenlenen “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararı aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMK’nun 231/5. madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı Kanun’un 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında; “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir.” denilmektedir.
Bu ilkeler çerçevesinde, her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilebilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olayda suçun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığı gibi, suç tarihi itibariyle adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında, “katılanın zararının giderilmediği” şeklindeki yerinde görülmeyen gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.