Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2019/30304 E. 2019/10829 K. 09.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/30304
KARAR NO : 2019/10829
KARAR TARİHİ : 09.09.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararların niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I)Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Yükletilen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
1)5237 sayılı TCK’nin 51/8. maddesi uyarınca sanıkların denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği takdirde ertelenmiş bulunan hapis cezalarının infaz edilmiş sayılacağına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2)Davaya konu gümrük kaçağı çaylar hakkında 23/10/2012 tarihinde tasfiye kararı verildiğinin anlaşılması karşısında, eşya tasfiye edilmiş ise tasfiye bedelinin Hazine adına irad kaydına, tasfiye edilmemiş ise 5607 sayılı Kanun’un 13. maddesi delaletiyle TCK’nin 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanıklar müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 322. maddesi uyarınca hükümlerin ertelemeye ilişkin fıkrasına “5237 sayılı TCK’nin 51/8. maddesi uyarınca sanığın denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği takdirde ertelenmiş bulunan hapis cezasının infaz edilmiş sayılacağına ihtarına” ibaresinin eklenmek ve dava konusu eşyanın müsaderesine ilişkin fıkranın hükümden çıkartılarak yerine “Dava konusu gümrük kaçağı eşya tasfiye edilmiş ise tasfiye bedelinin Hazine adına irad kaydına, tasfiye edilmemiş ise 5607 sayılı Kanun’un 13. maddesi delaletiyle TCK’nin 54/4. maddesi maddesi uyarınca müsaderesine” fıkrasının yazılmak suretiyle başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükümlerin, tebliğnameye kısmen uygun olarak, DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II)Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1)Gümrük kaçakçılığı suçlarında korunan hukuki yarar; Devletin egemenlik hakkının bir kısmı olarak ortaya çıkan kendi milli sınırları dahilindeki her türlü eşya giriş ve çıkışını kontrol etme ve düzenleme yetkisidir. Anılan fiiller ile devletin söz edilen egemenlik hakkının ihlali ile birlikte devletin vergilendirme hakkı ve mali yararlarını da ihlal ettiği kuşkusuzdur. Verginin ise devletin kamu hizmetlerini finanse etmek için toplumu oluşturan kişilerden zorunlu olarak alınan ekonomik değerler olduğu nazara alındığında gümrük kaçakçılığı suçlarının vergi kaybına sebep olması sonucu, kamu hizmetlerinin finansmanında güçlükler doğuracağı muhakkaktır. Bu itibarla, gümrük kaçakçılığı suçlarının mağdurunun da devletin yürüttüğü kamu hizmetlerinden yararlanan bireylerden oluşan toplum olduğu cihetle;
a)UYAP ortamında yapılan araştırmada sanık … hakkında 25/06/2013 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine Ağrı 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 2014/52 Esas ve 2014/364 Karar sayılı hükmün Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2016/1573 Esasında derdest bulunduğunun;
b)UYAP ortamında yapılan araştırmada sanık … hakkında 23/12/2011 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine Erciş 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 2013/722 Esas ve 2014/920 Karar sayılı hükmün Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2017/5284 Esasında derdest bulunduğunun; 29/08/2012 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 2012/2159 Esas ve 2013/1494 Karar sayılı ve 25/06/2012 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine Ağrı 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 2013/453 Esas ve 2014/192 Karar sayılı kesinleşmiş mahkumiyet hükümlerinin bulunduğunun anlaşılması karşısında;
Sanıklar hakkında derdest bulunan dosyaların akibeti araştırılarak mümkün ise iş bu dosya ile birleştirilmesi, kesinleşmiş olanlar ise getirtilip incelenerek suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek suretiyle sanıkların bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve haklarında TCK’nin 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu,
2)Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. Sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık … müdafii ile sanık …’ün temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, tebliğnameye aykırı olarak, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.