YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/31178
KARAR NO : 2019/10858
KARAR TARİHİ : 09.09.2019
5607 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda, 5607 sayılı Kanun’un 6455 sayılı Kanun ile değişik 3/18 5237 sayılı TCK’nin 62, 52 ve 53. maddeleri maddeleri gereği 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezası verilmesine ve belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına dair Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/03/2015 tarih, 2013/584 Esas, 2015/318 Karar sayılı hükmünün sanık müdafi tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 27/05/2019 gün ve 2019/25551 Esas, 2019/8971 Karar sayılı kararıyla;
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A- Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik incelemede,
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
1-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
2-Suç tarihi itibarıyla TAPDK’nin davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin davaya katılmasına karar verilerek lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
3-Bandrolsüz olduğu hususunda itiraz ve tereddüt bulunmayan sigaralar ile ilgili keşif yapılarak sanık … suça sürüklenen çocuk aleyhine sebep olmadıkları yargılama giderine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 322. maddesi uyarınca TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkartılıp, yerine “24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı da gözetilerek, kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasına,” ibaresi yazılmak, TAPDK lehine vekalet ücretine hükmedilen bölüm karardan tamamen çıkartılmak ve yargılama giderine ilişkin bölümden “giderinin” ibaresi çıkartılarak yerine “giderinden sanık … suça sürüklenen çocuğun sebep olmadığı 261,16 TL keşif ve bilirkişi düşüldükten sonra geriye kalan 167,45 TL yargılama giderinden sanığın payına düşen 87,72 TL’nin” yazılmak suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün, tebliğnameye kısmen uygun olarak, DÜZELTİLEREK ONANMASINA, oy birliğiyle karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ:
“Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/03/2015 tarih ve 2013/584 Esas, 2015/318 Karar sayılı kararı yüksek Yargıtay 19. Ceza Dairesinin itiraza konu ilamı ile incelenmiş ve sanıklardan … sair yönlerden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Halbuki sanık … yönünden kayıtlarda yapılan incelemede, adı geçen sanığın Erzurum 1. Asliye Ceza Mahkemesince de sigara kaçakçılığı suçundan yargılanıp cezalandırıldığı ve değinilen hükmün de yüksek Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 10/02/2015 tarih ve 2015/6871 karar sayılı ilamı ile temyiz talebinin reddi suretiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Sanığın aynı nevinden suçlarından Erzurum’da işlenenin suç tarihi 21/04/2013 ve Sakarya’da işlenenin suç tarihi ise 25/04/2013’dür. Aynı nevinden iki suç arasında hukuki veya fiili kesinti de mevcut değildir.
Sonraki suç tarihli, sonradan hükmedilen ve sonradan düzeltilerek onanmasına karar verilen yüksek Dairenizin itiraza konu hükmünün TCK 43 maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri yönünden mahallinde mahkemesince değerlendirilmek üzere bozulmasına karar verilmesi gerekirken onanması usul ve yasalara aykırıdır.
SONUÇ VE İSTEM :
Yüksek Dairenizin itiraza konu 27.05.2019 tarih ve 2019/25551 Esas, 2019/8971 Karar sayılı ilamının CMK 308/2-3 maddesi kapsamında itirazımıza binaen incelenmesi ve yerel mahkeme hükmünün sanık … yönünden BOZULMASINA karar verilmesi,
İtirazımızın yerinde görülmeyip reddi halinde yukarıda arz ettiğimiz itiraz nedenlerimizin bir kez de CMK 308/1-3 maddesi uyarınca Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunca tartışılması ve ilamın talebimiz doğrultusunda BOZULMASI için dosyanın YÜKSEK YARGITAY CEZA GENEL KURULUNA tevdii itirazen arz ve talep olunur.”
, isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR:
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/07/2019 tarih ve 2018/355 sayılı itiraz istemi yerinde görülmüş olduğundan 6352 sayılı Kanun ile değişik CMK’nin 308/3. maddesi gözetilerek itirazın kabulüne,
2- Dairemizin sanık … hakkındaki 27/05/2019 tarih ve 2019/25551 Esas, 2019/8971 Karar sayılı düzeltilerek onama kararı kaldırılarak yeniden yapılan incelemede;
A) Gümrük kaçakçılığı suçlarında korunan hukuki yarar; Devletin egemenlik hakkının bir kısmı olarak ortaya çıkan kendi milli sınırları dahilindeki her türlü eşya giriş ve çıkışını kontrol etme ve düzenleme yetkisidir. Anılan fiiller ile devletin söz edilen egemenlik hakkının ihlali ile birlikte devletin vergilendirme hakkı ve mali yararlarını da ihlal ettiği kuşkusuzdur. Verginin ise devletin kamu hizmetlerini finanse etmek için toplumu oluşturan kişilerden zorunlu olarak alınan ekonomik değerler olduğu nazara alındığında gümrük kaçakçılığı suçlarının vergi kaybına sebep olması sonucu, kamu hizmetlerinin finansmanında güçlükler doğuracağı muhakkaktır. Bu itibarla, gümrük kaçakçılığı suçlarının mağdurunun da devletin yürüttüğü kamu hizmetlerinden yararlanan bireylerden oluşan toplum olduğu cihetle;
Sanık hakkında 21/04/2013 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine Erzurum 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17/12/2013 tarih ve 2013/341 Esas, 2013/875 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7. Ceza Dairesince temyiz isteminin reddine dair ek kararın 10/02/2015 tarihinde onanması suretiyle kesinleşmesi karşısında;
Anılan dosya getirtilip incelenerek suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek sureti ile sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK’nin 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu,
B) Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
C) Suç tarihi itibarıyla TAPDK’nin davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin davaya katılmasına karar verilerek lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
D) Bandrolsüz olduğu hususunda itiraz ve tereddüt bulunmayan sigaralar ile ilgili keşif yapılarak sanık … suça sürüklenen çocuk aleyhine sebep olmadıkları yargılama giderine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, itiraznameye uygun olarak, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.