Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2019/31524 E. 2019/12746 K. 15.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/31524
KARAR NO : 2019/12746
KARAR TARİHİ : 15.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Görevi Kötüye Kullanma, Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi, 3628 Sayılı Kanuna Muhalefet
HÜKÜMLER : Beraat, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihlerine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
I) Sanıklar hakkındaki, görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara yönelik temyiz istemine ilişkin olarak;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz yolu açık olup, kararların temyizinin mümkün bulunmadığı cihetle, temyiz dilekçesi itiraz mahiyetinde kabul edilerek gereği mahallinde itiraz merciince değerlendirilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
II) Sanıklar hakkındaki Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz istemine ilişkin olarak;
Açılan kamu davasının niteliğine göre, suçtan doğrudan zarar görmeyen ve bu nedenle davaya katılma hakkı bulunmayan T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın davaya katılmasına karar verilmesi hükmü temyize hak vermeyeceğinden, adı geçen kurum vekilinin temyiz isteminin, tebliğnameye uygun olarak, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
III) Sanık … hakkındaki 3628 sayılı Kanun’a Aykırılık suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz istemine ilişkin olarak;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suç tarihi itibariyle sanıklara isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi bulunması, zamanaşımını kesen en son işlem olan sanıkların sorgusunun yapıldığı 07/04/2010 tarihinden inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğunun anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, tebliğnameye uygun olarak, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 15/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.