YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/617
KARAR NO : 2019/12136
KARAR TARİHİ : 03.10.2019
Emre itaatsizlikte ısrar suçundan sanık …’nun, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 87/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1. maddeleri gereğince 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/06/2018 tarihli ve 2017/279 esas, 2018/499 sayılı kararına karşı sanık müdafii tarafından yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/10/2018 tarihli ve 2018/846 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 25/12/2018 gün ve 94660652-105-34-15916-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/01/2019 gün ve 2019/348 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/03/2015 tarihli ve 2015/4-222 Esas, 2015/48 sayılı kararında;
“….Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün ve 346-25, 03.02.2009 gün ve 250-13 ile 29.09.2009 gün ve 130-213 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da açıkça belirtildiği gibi, şartlı bir düşme nedeni oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, objektif şartların (mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmama, zararın giderilmesi) varlığı halinde, 6008 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce re’sen, bu değişiklikten sonra ise sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması halinde mahkemece diğer kişiselleştirme hükümleri olan seçenek yaptırımlara çevirme ve ertelemeden önce değerlendirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan kanun koyucu, kişi hakkında kurulan hükmün hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile belirli şartların gerçekleşmesi halinde kişilerin işledikleri bir takım suçlardan dolayı adli yönden lekelenmemeleri için bir fırsat tanımak istemiştir. Kanun koyucu, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesine 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenlediği 5-14. fıkraları eklediği aşamada 5237 sayılı TCK’nin 50/3. maddesindeki yasal düzenlemeyi ve zorunlulukları bilmektedir. Buna rağmen CMK’nin 231. maddesinin 7. fıkrasındaki düzenlemeyi yapmakla, açıklanması geri bırakılan hükümlerde 5237 sayılı TCK’nin 50/3. maddesindeki yaptırıma çevirme zorunluluğunun uygulanmamasını istediği yönündeki iradesini açıkça ortaya koymuştur. Aksi görüşün kabulü, daha önce hapis cezasına mahkum olmamış çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmaması suretiyle adli yönden lekelenmeme haklarının ellerinden alınması sonucunu doğurur ki, bu sonuç hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının düzenleniş amacına açıkça aykırıdır.
Bununla birlikte, şartların gerçekleşmemesi nedeniyle Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi veya açıklanması geri bırakılan hükmün 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin 11. fıkrası uyarınca açıklanması sırasında 5237 sayılı TCK’nin 50/3. maddesinde yer alan seçenek yaptırımlara çevirme zorunluluğu mahkemece gözönüne alınacaktır….” şeklindeki belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun’un 231/7. maddesinde yer alan “(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.” şeklindeki hüküm gereğince sanık hakkında öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilerek, sonucuna göre uygulanmasına karar verilmesi halinde hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50/3. maddesi gereğince zorunlu olarak seçenek yaptırıma bu aşamada çevrilmemesi, şartların gerçekleşmemesi nedeniyle Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi veya açıklanması geri bırakılan hükmün 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin 11. fıkrası uyarınca açıklanması sırasında ise 5237 sayılı Kanun’un 50/3. maddesinde yer alan seçenek yaptırımlara çevirme zorunluluğunun mahkemece gözönüne alınması gerektiği gözetilmeksizin, merciince yapılan itirazın bu nedenle reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/10/2018 tarihli ve 2018/846 değişik iş sayılı kararının CMK’nin 309/4-b maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 03/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.