YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3519
KARAR NO : 2006/10676
KARAR TARİHİ : 14.11.2006
Mahkemesi : … Asliye (Ticaret) Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının icra takibine konu ettiği 15.06.2005 vade tarihli 20.000.000.000.-TL. bedelli bonodaki imzanın müvekkili şirketin yetkili temsilcisine ait olmadığını, diğer müvekkili …’ın bonoda isminin ve imzasının bulunmadığını, taraflar arasında alacak borç ilişkisinin olmadığını ileri sürerek müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, senetteki imzanın davacılardan …’a ait olduğunu, adı geçenin şirket yetkilisi olmadığı halde senedi imzaladığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, % 40 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, şirketi temsile … yetkili olduğu halde senedin davacı … tarafından imzalandığı, bu nedenle imza sahibinin sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın … yönünden kabulüne, diğer davacı yönünden reddine, davalı şirket aleyhine takip yapmakta kötüniyetli olduğundan, % 40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline, davacı … aleyhine % 40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacılar … ve … İnşaat Ltd.Şti., açmış oldukları davada takip konusu senedin sahte olup her iki davacının da davalıya borçlu olmadıkları, senet üzerindeki imzanın şirket yetkililerine ait olmadığını iddia etmişlerdir.
Dosya içerisinde mevcut … 2. Noterliği’ne ait 26.01.1999 gün, 11859 yevmiye nolu imza sirkülerinden davacı şirketin yetkili temsilcisinin … olduğu, takip ve davaya konu bonoda borçlu olarak davacı şirket kaşesi yanında isim yazılı olmaksızın iki imza bulunduğu, bono lehtarının ise davalı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda yukarıda açıklanan bono, imza sirküleri ve davacıların iddiaları gözetildiğinde bono üzerindeki imzaların davacı şirket yetkilisi davacı …’a ait olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu alındıktan sonra imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun ortaya çıkması halinde bono bedelinden davacı şirketin, davacı …’a ait olduğunun saptanması halinde şirket adına geçersiz temsilcinin attığı imzadan dolayı şahsen sorumlu olacağı düşünülerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar
verilmesi doğru olmadığı gibi hakkında açılan dava reddedilen şirket yararına davalı alacaklı takibinde kötüniyetli kabul edilerek % 40 oranında tazminata hükmedilmesi de kabul şekli itibarıyla doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.