YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/261
KARAR NO : 2007/3707
KARAR TARİHİ : 12.04.2007
Mahkemesi : Ankara 4.Asliye Ticraet Mahkemesi
Davacı vekilince hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahillerden …. Bankası …, Hazine ve T. … Bankası vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İstem iflasının ertelenmesine ilişkindir.
Davacı vekili müvekkili şirketin borca batık olduğunu; ancak uluslararası alanda bir know-how’ın sahibi bulunduğunu, üretimi artırmak, sermayeyi yükseltmek, mevcut fabrikayı aktif hale getirmek suretiyle şirketin iflastan kurtulabileceğini ileri sürerek Türk Ticaret Kanunu’nun 324 ve İcra ve İflas Kanunu’nun 179 vd. maddeleri uyarınca iflasın ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporlarına göre, davacı şirketin borca batık olduğu, şirketin iflası halinde alacaklıların bir kısmının daha kötü duruma düşeceği, iyileştirme için öngörülen tedbirlerin uygulanması durumunda mali durumun iyileşeceği ümidinin bulunduğu, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu gerekçesiyle şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş; hüküm bir kısım müdahiller vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 nci maddesine göre kararda ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, red ve üstün tutma sebepleri ile sabit görülen hususlarda bunlardan çıkartılan sonuç ve hukuki sebep belirtilmelidir. Oysa mahkeme kararının gerekçesinde iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu belirtilmekle yetinilmiş fakat bu konuda somut delillere atıf yapılmamıştır. Açıklanan durum karşısında gerekçeden yoksun hükmün bozulması gerekmiştir.
2- İyileştirme projesi şirketi iflas halinden kurtaracak ölçüde ciddi ve inandırıcı olmalıdır. Davacı şirket sermayesini ve üretimi artıracağını, elindeki malzemeyi kullanacağını ileri sürmüş ve uluslar arası alanda bir know-how’a sahip olduklarını bildirmiştir. Müdahillerin itirazları ise davacı şirketin ortaklarının şahsi iflaslarına karar verildiği ve öngörülen sermaye artırımını yapma konusunda ekonomik güce sahip olmadıkları noktasındadır. Öte yandan dosyanın incelenmesinde davacının sözünü ettiği know-how’ın mahiyetinin ve getirisinin saptanmadığı anlaşılmış; fabrikanın dava tarihi itibariyle atıl durumda bulunmasına rağmen iyileştirme projesinde ne miktar işletme sermayesi konulmak suretiyle faal hale getirilebileceği ve bunun getirebileceği mali yük üzerinde durulmamıştır. Son olarak elde mevcut malzemenin üretimde kullanılacağı belirtilmekle birlikte, bu malzemenin büyük kısmının ayıplı ve kullanılamaz durumda olduğuna ilişkin tesbit kararı dikkatten kaçırılmıştır. Bu durumda mahkemece anılan itirazların ve diğer somut vakıaların tek tek değerlendirilmesi ve iyileştirme projesinin ciddiliğinin bu suretle saptanması gerekirken, afaki bilgilere yapılan atıfla davanın kabul edilmesinde isabet görülmemiştir.
3- İflasın ertelenmesi halinde alınacak tedbirler kural olarak maddi hukuka ilişkin talep ve def’i haklarını kısıtlayamayacağı gibi üçüncü kişilerin durumun etkiler nitelikte de olamaz. Mahkemece kararının hüküm kısmının 7/c bendinde “davacı şirketin keşideci ve ciranta olduğu kambiyo senetlerinin ödenmesinin tedbiren durdurulmasına” karar verilmişse de bu karar üçüncü kişilerin de ödeme yapmasını durdurabilecek nitelikte olduğundan, hukuka uygun değildir. Davacı şirket hakkında icra takipleri tedbiren durdurulmuş olmakla yazılı şekilde bir tedbire hükmedilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda 1, 2 ve 3 sayılı bentlerde açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.4 .2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.